Ana Sayfa > DÜNYA

TEHCİR, YÜZ YILLIK İDDİA…
27 Nisan 2016
Bu yüzyıllık soykırım iddiası İmparatorluğun Balkanlardan çıkarılışı sonrası, dünya savaşı, her elden her telden ayaklanmalar, her türden isyanlar, her dinden, dilden, renkten özgürleşme talebi ve millileşme arzusu sürecinde iyice zorlandığı, kurumsuz ve kuralsız boğuştuğu çöküş dönemine ve en zayıf günlerine denk düşer. Veya düşürülmüştür.
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

TEHCİR, YÜZ YILLIK İDDİA…

İttihatçılar ülkeyi iyi yönetemiyordu. Yönetemeyince Anadolu’ya sıkışan İmparatorluk dört bir yandan içeriden ve dışarıdan kuşatıldı. Bu başıbozuklukta iddiacılar da çoğunlukta oldukları bölgelerde at oynatmaya başladılar. İşte bu yüzyıllık soykırım iddiası İmparatorluğun Balkanlardan çıkarılışı sonrası, dünya savaşı, her elden her telden ayaklanmalar, her türden isyanlar, her dinden, dilden, renkten özgürleşme talebi ve millileşme arzusu sürecinde iyice zorlandığı, kurumsuz ve kuralsız boğuştuğu çöküş dönemine ve en zayıf günlerine denk düşer. Veya düşürülmüştür.

 

Bunca olumsuzluklara rağmen zamanın kamuoyu hükümetin tehcir kararına karşıdır. Ancak o sıcak günlerde tehcir hakkında hiçbir şey açıkça yayınlanamıyordu. Yayınlatılmıyordu.

 

Gerçekler acıdır, yürek acıtır. Şimdi iddiacıların lobileri güçlü ve iddialar da ortada. Yüzyıldır şu fakir memleket, imparatorluğun yıkılışı öncesi çıkış yolu arayan İttihatçılarla, fırsat girdabına kapılan iddiacıları karşı karşıya getiren tehcir meselesiyle uğraşıyor hala. Ve yüz yıllık bilgisizlik ile sorulan, sorulmayan veya açıkça sorulması gereken tüm sorulara verilecek tek cevapta odaklanıyor iddia; soykırım…

Soykırım kabul edilir veya edilmez ama Anadolu’nun doğusunda eğer böyle bir kırım, acımasız bir kıyım yaşandı veya yaşatıldıysa kim ne derse desin resmen bir insanlık suçudur, insanlık dramıdır. Ayrıca kimsenin de böylesine yürek acıtan yüz yıllık tarihi gerçekliği inkâr etme, gizleme, yok sayma hakkı yoktur. Adına direkt soykırım denilmese de olayların örgüsü, gelişimi ve sonuçları bu yaşanmışlığı başka kalıplara da sığdıramaz gibi. Hiçbir özel şart ve genel durum geçmişte bu ve benzeri yaşananlara bahane olamaz, olmamalı da.

 

Tehcire objektif bakmadan, tarafların yüzlerce yıllık ortaklaşa yaşam ortamını ve yüz yıl önceki değişen durumunu karşılıklı değerlendirmeden meseleyi sadece ‘soykırım yapılmıştır veya soykırım yoktur’ ikilemine hapsetmek hangi ırktan olunursa olsun insanlıkla bağdaşmaz, hümanizmayla ilişkilendirilemez.

İmparatorluğu böbürlenerek miras sayanlar ve cumhuriyeti benimseyip miras saymayanlarca sürdürülen boşverdimci hava, yok öyle şey, art niyetli bir iddiadır, boş bir ithamdır çıkışları tehcirin yüzüncü yılında Türkiye’yi soykırım yapmış olma noktasına geriletmiştir.  Zaten soykırım kapsamında dünyanın merakını uyandıran, kime kimlere ne yarar sağlayacağı da alenen belli olan bu tehcir meselesi her güçlü görünen zayıf iktidar dönemlerinde gündeme gelir. Daima getirilir. Yine gelmiştir.

 

Yüz yıl önce asker devlet adamları ve siyasiler tarihi yapmış, ancak tarihçiler hakkınca yazamamıştır. Hem de yazılı veya yazısız tüm bilgilerin nasıl ve nerede bulunacağı belli iken.  Hep ham bilginin durduk yerde gelip kişileri ve olayları nasıl ve nerede bulacağı beklenmiştir. Böylece dönemi tam anlatamayan beklentilerin çok uzağında ürünler verebilmişlerdir.

 

Bugün ortalık soykırım diyerek çalkalandırılırken yazılı kayıtlara ulaşılabilirlik ve arşivlere giriş kısıtlı kalmış, konuya dâhil devletlerin arşivleri de yerli ve yabancı tarihçilerce gereğince irdelenememiştir. Hal böyle olunca egemen güçlerce her fırsatta hala canlı tutulan bu tarihsel gerçek gereğince irdelenmeden ne önyargılı yaklaşımlarla ele alınmıştır.

 

Bu yüz yıllık iddia ne yoktur denilerek yok olur, ne de aydın bilgiçliğiyle var denilmesiyle hallolur…

 

Bu günden yarına ilgisizlik ve bilgisizlik zamanın öznel ve nesnel şartları da gözetilerek bir an evvel giderilmelidir. Eğer bu cahillik bitmezse iddiacıların iddiaları doğrultusunda oluşan ilgi veya bilgi kirliliği ile dünya, hatta dünyanın en minyatür devletlerine kadar hemen herkes “ Türkiye 1915 ile 1923 arasında soykırım gerçekleştirmiş ve iddiacıların kökeninden 1,5 milyon insan soykırıma kurban gitmiştir…”  savına inanır, inanmasa da metnini imzalar.

Ayrıca İmparatorluğun o döneme ait bilgi, belge ve bulgu yoksulluğundan kaynaklanan, bilinenin azlığı, bilinmeyenlerin çokluğu iddiacılar tarafından yüz yıldır delil karartma olarak lanse edilmiştir. Bu tehcire ilişkin tarihsel şüpheleri de artırmıştır. Yüz yıldır mesele bir türlü net biçimde aydınlığa kavuşturulamamıştır. Ve vakayı en baştan reddetme ve tarihsel sapmalara sığınmalarla geçiştirmeye çalışmak ise o dönemi iyice zan altında bırakmıştır.

 

Artık reddi mirasla da bu iddiadan kurtulmak mümkün değildir…

 

Yani ne yüzyılın ilk soykırımı iddiasında bulunmakla ne de Türkiye Cumhuriyeti bu olaydan sorumlu tutulamaz, imparatorluk dönemiydi şeklinde davranmakla da çözülemez, tehcir. Sorunu doğru okumak şarttır. Yanlış okumalar çoğaldıkça isyanlar tehcirin değil, tehcir isyanların sonucudur ikilemi doğar ve bu olgu daha uzun yıllar tarafların çok başını ağrıtır.

 

Yüz yıllarca birlikte yaşayanlar yüz yıl önce sıcak savaş ortamında karşılıklı kin, intikam ve düşmanlık yaratılarak tehcir edenler ve tehcir edilenler safında yok yere vahşice kapıştırılmışlardır. Tehcirde çoluk çocuklu kafilelere saldırılar olmadığını, iddiacıların zarar görmediğini, insanlık dışı davranışlara maruz kalmadıklarını, ölmediklerini, sakat kalmadıklarını, öksüz kalıp devşirilmediklerini kimseler ne söyleyebilir ne de savunabilir. Yaşanan acılar, kıyım ve kırım sistemli midir, değil midir işte orası muammadır. Ancak çarpışmalar ve metazori tehcir sırasında iddiacıların milyon civarında kayıp verdiği tarihsel gerçektir. Bu kayıplar tarih düzleminde soykırıma bağlanır veya bağlanamayabilir bilinmez ama yok tehcirdi yok soykırımdı kavgası ilelebet sürer.

 

Elbette bu talihsiz konu tarihsel boyutta gereğince işlenemez, enikonu irdelenemez ise bünyesinde yanıtı zor yığınla soruyu barındırır. Bu sebepten yüz yıldır da bir sorun yumağı haline gelir, getirilir, getirilmiştir. Soykırıma uğradığını iddia edenlerin imparatorluk ile bir yurt kavgası mevcut değildir. Eğer yurtları zorla, istila ve işgal ile veya belli belirsiz savaşlar ile alınmış ise tarihte mutlaka yeri olmalıdır. Ama tarihte böyle bir durum tespiti yoktur. Eğer gerçekten öyleyse dünyada her insanın bir diğerine, bir devletin başka devletlere, devletlerin himayesindeki halklarına bir diyet borcunun doğabileceği de asla unutulmamalıdır.

Ayrıca iddiacı kökenli tarihçilerin bile Doğu Anadolu Bölgesinin soykırım iddiacılarının gerçek anayurdu olup olmadığı hakkında fikir birliği yoktur. İddiacı kökenlilerin birbiriyle çelişen onlarca görüşü mevcuttur. En başta Nuh’a, Nuh’un gemisi efsanelerine dayandırılan bilimdışı görüşlerin yanı sıra tarihte Urartulara, Trakfriglere, Güney Kafkasya’ya, Turana kadar dayandırılan bir ırksal çeşni vardır iddiacıların tarihlerinde. Tarihsel tutarsızlıklar bir yana İddiacıların İsa’dan önce altı yüzlerden on dokuzuncu yüzyıla ülkesiz ve devletsiz, çeşitli egemenlikler altında yaşamışlıkları ise bir gerçektir.

 

Yüz yıl önceki işgal ve istila iddialarından soykırım iddialarına kadar bu topraklarda yaşamış iddiacılar, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra on sekizinci yüzyılın ikinci yarısına kadar baskı, zulüm ve şiddet görmemişlerdir. Eğer gerçek böyle değilse niçin ve neden tarihte benzer iddiacı sorunlardan söz edildiği hiç görülmemiştir.

İmparatorluk 1856 Islahat Fermanı ile başlayan, 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi, Ayastefanos Anlaşması ve Berlin Konferansı ile sonlanan bir süreçten önce iddiacıları hiç sorun görmemiştir. İmparatorluk veya Türkler iddia edildiği üzere, birden 1890’lardan sonra iddiacıları katletmeye başlamışlar ve soykırıma girişmişlerdir.

Başka bir deyişle tarih aleyhine ve tersine işletilirken bu soykırıma yakalanmıştır İmparatorluk.

 

Memleket içten dışa kaynarken 1914 kışı öncesinde seferberlik ilan edilir. Tebaadan yirmi ila kırk arası tüm erkekler silâhaltına alınır. Sonra yaş baremi on sekiz ila elli olur. İddiacılar 1915 Martında Anadolu’da isyan girişimlerini çoğaltırlar. Zamanıyla iddiacı kökenden mebusların ve patriğin dahi can yakan bu gelişmelere dur diyemeyişi ve bir şeyler yapamayışları da başka bir acı gerçektir.  Durum giderek ağırlaşınca İttihatçılar operasyona başlar. Tehcire uzanacak yol açılır. İstanbul’da iddiacı liderler Rusya ile yakın ilişkileri var savı ve hükümete darbe yapacakları kaygısı veya bahanesi ile toptan göz hapsine alınırlar. Böylece ileride dehşet verici sonuçlara gebe çözüme yönelir ittihatçılar. İddiacıların siyasi oluşumları, partileri, örgütleri ve dernekleri kapatılır. 24 Nisan da iki yüzün üzerinde iddiacı imparatorluk aleyhine faaliyetler yapmak suçundan tutuklanır. İşte uzun yıllardır katliam günü diye anılan gün aslında o gündür.  Veya hakikaten o gün müdür değil midir ayıklanması, kayıtlanması gerekir. İki günde bu sayı iki bini aşar. İddiacıların nesli Ayaş ve Çankırı’ya sürülürler.

 

Buraya kadar tarihi dönemin karışıklığı itibariyle ve devlet hiyerarşisi gereği normal karşılanabilir türden yaptırımlardır şeklinde bir görüş hâkim olabilir.

 

Ancak nisan ortasında iddiacıların isyanıyla Van vilayeti Ruslara geçince düğmeye basılır. Doğu ve Güneydoğu da altı vilayeti iddiacılardan temizleme operasyonu başlar. Operasyonun adı tehcirdir. Yasa yoktur ama geçici bir kanunla başlatılır zoraki göç. Yani 27 Mayıs 1915 tarihi kırılma noktasıdır. Bu tarihte Tehcir Kanunu’nun çıkarılması ve iddiacıların güneydeki topraklara sürülmesi yüz yıldır sürdürülen soykırım iddialarının başlangıcıdır.

 

Tehcir cezai bir işlem olarak mı, yoksa gizli başka bir nedenle mi uygulanmıştır hala belirsizdir. Ama şehirleri tehcirle iddiacılardan arındırma işi kısa zamanda bölgeyi tamamen iddiacılardan temizleme ve kurtulma politikasına dönüşür. Resmen kıyım ve kırım yaşanır, yaşatılır. Bu arada tehcire karşı olanlar, metezori göçe muhalifler veya mezalimi onaylamayanlar anında gözden düşürülür. Yüksek sesle itiraz etmeleri önlenir. Ve karşılıklı kıyımla, kırımlarla, artan nefret ile şekillenen tehcir bu günlere miras kalır. Ülke tarihine de böylece kara bir leke sürülmüş olur.

İddiacı klanların her 24 Nisan gününü katliam yıldönümü olarak anmalarının ardında yatanın neler olduğunu ve neyi ifade ettiğini, şu garip ülkede Türkiyeli, Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Gürcü, Çerkez, Rum, Müslüman, Hıristiyan, Musevi… kimse açıkça bilmez. Soykırımla örtüşen bu yaşanmışlıkların aslında Tanrısı da yoktur, dini imanı da. Net ifadeyle her zamanki gibi çıplak tanıklıkların uydurma dönemlere ve uydu dönmelere direnemeyişinin piramidi tersine döndürmesidir meselenin özü.  Hâlbuki bariz iddialara aldırmamak, kayıp giden, yiten, portrelerin ardından sadece bakmak yerine tarihten yaprakları tek tek sorgulamak ve ince ayrıntılara kafa yormak gerekirdi. Yapılmamıştır.

 

Yani bugün soykırımın yüzyıl önceki tehcire tescillenmişliği, tercihler sorgulanarak ispatlanamayacağı gibi,  kıyımlar dayanaksız savlarıyla da izah edilemez. Çünkü iddiaların, ispat ve izahı hangi kanıtlara ve emarelere dayandığı tarihle sabittir. O tarih de birlikte yazılmıştır.

İttihatçılar imparatorluğu iyi yönetemiyordu…

 

Dağılan İmparatorluk 1 Kasım 1914 yılında Almanya ile ittifak edip Birinci Dünya Savaşı’na girince bu durum tebaalarca kaçırılamayacak bir fırsat olarak algılandı. Başta şimdinin soykırım iddiacılarının ataları yüzyıllardan sonra ivedilikle hedef büyüttüler. İddiacı ayaklanmalarının ve isyan faaliyetlerinin İmparatorluğun tehcir kararına karşı meşru müdafaa olarak tanıtımının ne derece doğruları yansıttığı veya hiç yansıtmadığı çok önemlidir. Üzerinde özenle durulması gereken bir noktadır bu meşru müdafaa iddiası. Ortada daha bir tehcir dayatması yokken 1915 yılında Tiflis’teki Ermeni Kongresi’nde Taşnak temsilcilerinin silahlanma, ayaklanma, savaşa hazırlanma ve isyan çıkarma üzerine tavır ortaya koyma niyetinde oldukları açıktır.


İddiacıların niyetleri o denli sarih ve sabitken tehcirle boğazlara düğümlenen bu kıyım ve kırım, İngiliz ve Fransız donanmaları Çanakkale boğazına demirlemişken, İmparatorluk Galiçya’dan Doğu Anadolu’ya, Kuzeyden Güneye dört bir yanda cephelere dağılmışken, dört koldan iç ve dış saldırılar ve yıkıcı tehlikeler büyüdükçe büyürken olmuştur. Bu atmosferde iddiacıların üstlendikleri rol ve iddiacılara tehcir uygulanma nedenleri çok ciddi araştırılmalıdır. Belli kışkırtmalarla olduğu söylenen bir Müslüman kıyımı ne maksatla devam ettirilmiştir incelenmelidir.

 

Bin yıllara yayılmış süre gocunmadan birlikte yaşamış insanların, bir anda birbirlerini düşman sayıp acımasızca kırma, birbirlerini boğazlama noktasına gelişleri ve kıyımlara mani olunamayış derinlemesine değerlendirilmedikçe tehcir meselesi asla çözümlenemez.

 

Aslında iddia, yüz yıl önce yaşananları sadece “soykırımın önlenmesine ve cezalandırılmasına ilişkin sözleşme” ye uydurma çabasıdır. Malum iddiacıların soyuna sopuna yüz yıl evvel yaşatılanlar eğer bu tanımlamaya uyuyorsa, uydurulabilecek yanları mevcutsa ve imparatorluk gerçekten bir insanlık suçu işlemişse Türkiye zaten bu sözleşmeye yıllar öce imza koymuştur. Gereği kolayca yapılır.

 

Yani 11 Aralık 1951’den beri yürürlükte olan bu sözleşme doğrultusunda uluslararası hukuk bağlamında yapılabilecek birçok girişimler varken, iddiacılar altmış küsur yıl durmuşlar, yüzüncü yılı beklemişlerdir. Keskin lobi hareketleriyle bu yüzyıllık bilgisizliğe bilgi yerine hiç alakası olmayanların ilgilerini katmışlardır. Anadolu’nun belki de birbirine en çok benzeşen halklarından birine tehcir ile reva görülenler ve zoraki göç ettiriliş tarafların yüzyıldır birbirlerine diş bilemelerine nedendir. Yüz yıldır dünya ölçeğinde birbirlerine ağır tahribatlar verdikleri de ortadadır. O kadar.

Tehcir ile uğranılan acılar ve çekilen sıkıntılar aynen Balkanlardan göç gibi ayan beyandır, gerçektir ve ortaktır. İmha, kırım, kıyım, soykırım nasıl anılırsa anılsın ama yüzyıllık tehcir, göz önü perde arkası ile bu güne ve geleceğe miras ayrıntılarıyla tarafsızca ele alınmalı, iddialar ve o karanlık dönem en geniş biçimde sorgulanarak aydınlatılmalıdır...

 



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer DÜNYA Haberleri

Başlık Tarih
 
BÜYÜK KURTARICI'YA SAYGIYLA...10 Kasım 2018
​44 YIL ÖNCE “AYŞE TATİLE ÇIKTI”…20 Temmuz 2018
YURT DIŞI OYLARDA REKOR...20 Haziran 2018
TARİHİ TOKALAŞMA...12 Haziran 2018
İNGİLİZ TIMES; "ERDOĞAN RAKİPLERİNİN GÖLGESİNDE KALDI..."11 Haziran 2018
1 HAZİRAN DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ...31 Mayıs 2018
HAMAS İLE ISRAİL ANLAŞTI MI?31 Mayıs 2018
MÜLTECİLER DE MEMLEKET GELECEĞİNİ OYLAYACAK…29 Mayıs 2018
Evanjelizm Nedir25 Mayıs 2018
BİR MEMLEKET İSTİYORUM, EKONOMİSİ BATMAYAN… 24 Mayıs 2018
KİTAPLI MUSA’NIN KİTAPSIZLARI…18 Mayıs 2018
KATİL UŞAK ISRAiL VE AMERİKA… 15 Mayıs 2018
ABD KUDÜS'TE ELÇİLİK VİCDANLARDA YARA AÇTI...15 Mayıs 2018
1 MAYIS GAYRİMEŞRULAŞTIRILDIKÇA “B1R MAYIS”…01 Mayıs 2018
BÖLGEDE SAVAŞ; EMPERYALİSTLER SURİYE'YE SALDIRDI14 Nisan 2018
VALİLİK 2018 GÖSTERİ ALANLARINI AÇIKLADI01 Şubat 2018
İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI FARKINDA MI?15 Aralık 2017
CHE 50 YILDIR YAŞIYOR...13 Ekim 2017
ONLARI PETROL DEĞİL YOKSULLUK YAKTI...28 Haziran 2017
BAYRAM YOĞUNLUĞU UYARISI22 Haziran 2017
BABAM, DENİZ VE BEN…06 Mayıs 2017
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ: TÜRKİYE 180 ÜLKE ARASINDA 155'İNCİ...04 Mayıs 2017
ZARRAB BUGÜN YARGIÇ KARŞISINDA...02 Mayıs 2017
Hilal Dokuzcan’dan Davet 28 Mart 2017
ÇOKBİLMİŞLERE YENİYIL…31 Aralık 2016
ESENLER'DE ACİL TOPLANMA YERLERİ...29 Aralık 2016
İSMET İNÖNÜ'YÜ MİNNET VE RAHMETLE ANIYORUZ...26 Aralık 2016
GİZLİ KOD; TERÖR…23 Aralık 2016
ROMANYA’YA TÜRK, MÜSLÜMAN VE KADIN BAŞBAKAN…23 Aralık 2016
RUSYA BÜYÜKELÇİSİ KARLOV ÖLDÜRÜLDÜ...20 Aralık 2016
“ DÖRT ARALIK MADENCİLER GÜNÜ” KUTLU OLSUN… 04 Aralık 2016
ADİOS FİDEL CASTRO…26 Kasım 2016
“ 20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ”…20 Kasım 2016
ABD’YE TURP GİBİ BAŞKAN; TRUMP…09 Kasım 2016
DIŞ BASINDA CUMHURİYET…02 Kasım 2016
CUMHURİYET’E OPERASYON DIŞ BASINDA…01 Kasım 2016
BEKLENEN MUSUL OPERASYONU BAŞLADI...17 Ekim 2016
YÜKSEK TİCARET SEZON AÇILIŞ YEMEĞİ 1 EKİM’DE…27 Eylül 2016
RUMELİ FEDERASYONU’NDAN MAKEDONYA’YA YARDIM…08 Eylül 2016
DARBE GİRİŞİMİNE DÜNYADAN TEPKİ…16 Temmuz 2016
69 MİLYON ÇOCUK ÖLÜMLE KARŞI KARŞIYA…28 Haziran 2016
İNGİLTERE REFERANDUMU SAĞIN ZAFERİ…28 Haziran 2016
ANALARDIR ADAM EDEN ADAMI…09 Mayıs 2016
İSRAİL, ÜYESİ OLMADIĞI NATO’DA ‘EV SAHİBİ’05 Mayıs 2016
3 MAYIS DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ...03 Mayıs 2016
KÖYLÜ YURTSUZ KALACAK...03 Mayıs 2016
EMEĞİN BAYRAMI 1 MAYIS KUTLU OLSUN!30 Nisan 2016
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE 151. SIRA...20 Nisan 2016
17 NİSAN FİLİSTİNLİ TUTSAKLAR GÜNÜ 18 Nisan 2016
İŞGALCİLERİN VE ÖRGÜTLERİN HEDEFİ TARİHİ ESERLER...14 Nisan 2016
KÜBA'DA 1 MAYIS...14 Nisan 2016
PANAMA BELGELERİ DÜNYAYI SARSTI…04 Nisan 2016
BÜTÜN GÜÇ SAHİPLERİ BİRBİRİNİN AKRABASIDIR...31 Mart 2016
PALMİRA’NIN KURTULUŞU NE ANLAMA GELİYOR?29 Mart 2016
AB BAKANIN'NDAN PASAPORT AÇIKLAMASI...28 Mart 2016
İŞTE BELÇİKAYI VURAN TERÖRÜN KODLARI24 Mart 2016
BRÜKSEL HAVALİMANINDA ÇİFTE PATLAMA...22 Mart 2016
TÜRKİYE'Lİ IŞİDÇİLER...22 Mart 2016
AKP’NİN AFRİKA SEVGİSİ NEREDEN?04 Mart 2016
HİLAFET KALKALI 92 YIL…03 Mart 2016
REFORMCULAR KAZANIRSA BAŞKA BİR İRAN...01 Mart 2016
TROÇKİ’NİN İSTANBUL GÜNLERİ…23 Şubat 2016
SURİYE'DE ATEŞKES...22 Şubat 2016
ERDEMOL; FAS NEDEN PATLADI?22 Şubat 2016
ANKARA DÜNYA BASININDA...18 Şubat 2016
ERDEMOL; “ERDOĞAN’IN TAMPON BÖLGE SİLAHI: MÜLTECİLER…”16 Şubat 2016
ERDEMOL; MÜSLİM'İN AÇIKLAMASI NASIL OKUNMALI?12 Şubat 2016
TÜRKİYE NÜFUSU 79 MİLYON...28 Ocak 2016
ILIMLI İSLAM’IN KAYBETTİĞİ ÜLKE: TUNUS26 Ocak 2016
ESENLER’DE KAR YAĞIŞI ARALIKLI SÜRÜYOR…22 Ocak 2016
DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ KUTLU OLSUN...10 Aralık 2015
4. ULUSLARARASI BALKANLAR VE GÖÇ KONGRESİ ÜÇ GÜN SÜRECEK…04 Aralık 2015
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ...24 Kasım 2015
DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ 400 METRELİK PANKART…23 Kasım 2015
Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü...20 Kasım 2015
AB-TR SİYASETTE KADIN SİVİL AĞI PROJESİ PROGRAMI ESENLER’DE…13 Kasım 2015
ESENLER'DEN ATA'YA SAYGI...11 Kasım 2015
GECE SAATLER 1 SAAT GERİ ALINACAK...07 Kasım 2015
ROMANYA BAŞBAKANI PONTA BİR KULÜBDE 32 KİŞİ ÖLÜNCE İSTİFA ETTİ…05 Kasım 2015
PROMETHEUS'TA YENİ BİR YAŞAM DÜZENİ… 23 Ekim 2015
CHE'NİN AYAK İZLERİNDE...10 Ekim 2015
ERDOĞAN AKSU; GAZETECİLİK ZOR ZANAAT…01 Ekim 2015
21 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ!21 Eylül 2015
ERDOĞAN AKSU; BU GÜNDEN TEZİ YOK, BARIŞ ŞART…03 Ağustos 2015
ERDOĞAN; "BİZİM TEK DERDİMİZ VAR, İSLAM, İSLAM, İSLAM..."31 Temmuz 2015
ŞANLIURFA SURUÇ’TA KATLİAM; BOMBALI İNTİHAR SALDIRISI… 21 Temmuz 2015
ERDOĞAN AKSU; HER RAMAZAN YİNE SAVAŞ, YİNE KAN…07 Temmuz 2015
ESENLER’DE 2 TEMMUZ’U ANMA YÜRÜYÜŞÜ…06 Temmuz 2015
KABOTAJ BAYRAMI KUTLU OLSUN…01 Temmuz 2015
YEZİDİLER ESENLER OTOGARI’NDAN MARDİN’E GÖNDERİLDİ…29 Haziran 2015
CAN DÜNDAR'A İKİ MÜEBBET, 42 YIL...03 Haziran 2015
OR-Gİ ORDU GİRESUNHAVALİMANI RESMEN AÇILDI…23 Mayıs 2015
1 MAYIS, KUTLU OLSUN…01 Mayıs 2015
AKINCI, KIBRIS'IN 4. CUMHURBAŞKANI...28 Nisan 2015
DENİZLER GÖÇMEN MEZARLIĞINA DÖNDÜ... 21 Nisan 2015
“NEVRUZ” KUTLU OLSUN…20 Mart 2015
ERDEMOL; “KRİSTALİZE OLMUŞ BİR TOPLUM HALİNE GELDİK…”03 Mart 2015
SODEV 21. GENEL KURULU'NU YAPTI...03 Mart 2015
DUVARDA ‘VOSVOS’; BU BİR REKLAM HABER DEĞİLDİR…24 Şubat 2015
HAC DUYURUSU...16 Şubat 2015
ALEVİ DERNEKLERİ; "AYRICALIK İSTEMİYORUZ"...08 Şubat 2015
CUMHURİYET DÜNYA BASINININ GÜNDEMİNDE...15 Ocak 2015
25 KASIM, KELEBEKLERE ÖZGÜRLÜK…25 Kasım 2014
ROMANYA’DAKİ DEPREM İSTANBUL’DA DA HİSSEDİLDİ…23 Kasım 2014
“ 20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ”…19 Kasım 2014
ATATÜRK’Ü ARAMIZDAN AYRILIŞININ 76. YILINDA, SEVGİ, SAYGI VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ…10 Kasım 2014
İSKEÇE MÜFTÜSÜ METE; “ PATRİKHANE VE RUMLAR İÇİN FEDA EDİLEN TÜRKLERİZ BİZ…” 05 Kasım 2014
3. ULUSLAR ARASI BALKANLAR VE GÖÇ KONGRESİ BAŞLADI…05 Kasım 2014
BAKAN BOZKIR, 2014 YILI TÜRKİYE İLERLEME RAPORU’NU DEĞERLENDİRDİ…09 Ekim 2014
ERDEMOL; “IŞİD’İN, BAŞTA ABD OLMAK ÜZERE ÇOK SAYIDA “DOSTU” VARDI…” 23 Eylül 2014
ERDOĞAN AKSU; URUMELİ DE, BALKANLAR DA BİZİMDİR, ANADOLU DA... GÖÇ; ATEŞTEN GÖMLEKTİR,...10 Temmuz 2014
“RAMAZAN’DA DÖKÜLEN KANIN SORUMLUSU BOB EŞBAŞKANI ERDOĞAN’DIR…”10 Temmuz 2014
21 YILLIK YANGIN, YASAKLAR, YASAKLI ANMALAR...02 Temmuz 2014
YÜKSEK TİCARET GENEL MERKEZİ 40. KONGRESİNİ YAPTI…29 Haziran 2014
IŞİD IRAK'TA TÜM DENGELERİ BOZACAK...11 Haziran 2014
ÇAVUŞOĞLU, AVRUPA PARLAMENTOSU SEÇİMLERİNİ DEĞERLENDİRDİ…29 Mayıs 2014
‘SOMA’ ONCA ACIDAN SONRA ‘TOMA’ İLE DE TANIŞTI…16 Mayıs 2014
SOMA DÜNYADA BİRİNCİ HABER…15 Mayıs 2014
DIŞ BASINDA MUTA…27 Mart 2014
‘BERKİN’ DÜNYANIN GÜNDEMİNDE…12 Mart 2014
8 MART, DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN…08 Mart 2014
PAYLAŞINCA GÜZEL DE, DİYETİ ÖDEME GÜNÜ GELİNCE…06 Mart 2014
10 OCAK “ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ” KUTLU OLSUN…10 Ocak 2014
"HOŞ GELDİN 2014, MUTLU YILLAR DÜNYA…"31 Aralık 2013
10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ…10 Aralık 2013
ATATÜRK EBEDİYETE İNTİKALİNİN 75. YILINDA DEVLET TÖRENLERİYLE ANILDI…11 Kasım 2013
ÖĞRENCİ EVLERİ DÜNYA BASININDA … 06 Kasım 2013
“BALKANLAR’DA DERNEKÇİLİK YAPMAK ÇOK ZOR”…31 Ekim 2013
CUMHURİYET'İN 90. YILI KUTLU OLSUN…29 Ekim 2013
BALKANLARDA BELEDİYE BAŞKANI OLMAK…26 Ekim 2013
“2. ULUSLARARASI BALKANLAR VE GÖÇ KONGRESİ” SONA ERDİ… 24 Ekim 2013
“2. ULUSLARARASI BALKANLAR VE GÖÇ KONGRESİ” BAŞLADI… 23 Ekim 2013
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN…14 Ekim 2013
BARIŞ HAREKÂTI VE “KIPRIS’IN TOROSU”20 Temmuz 2013
RUMELİ BALKAN FEDERASYONU SREBRENİTSA SOYKIRIMINI 18. YILINDA TELİN ETTİ...11 Temmuz 2013
MISIR'DA ORDUNUN YÖNETİME EL KOYMASI DÜNYA, ABD VE ÜLKE MEDYASINDA FLAŞ HABER... 04 Temmuz 2013
ESENLER AMERİKAN TIME’DE21 Haziran 2013
"DURAN İNSAN"LAR DÜNYA BASININDA MANŞETLERDE...19 Haziran 2013
ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NDEN ACİL EYLEM ÇAĞRISI...11 Haziran 2013
TAKSİM-GEZİ PARKI DÜNYA BASININDA…10 Haziran 2013
BAĞIŞ; “HABERLERİNİZDEN RAHATSIZ OLDUK…”06 Haziran 2013
TAKSİM’DE “F TİPİ” BİR ŞEYLERİN DAKİKA DAKİKA ÜLKEYE YANSIMASI… 01 Haziran 2013
1 Haziran Dünya Çocuk Günü…01 Haziran 2013
BÜKREȘ’TE TÜRK FESTİVALİ DÜZENLENDİ…29 Mayıs 2013
İNSAN HAKLARI İÇİN ULUSLARARASI FEDERASYON’UN 38. ULUSLARARASI KONGRESİ İSTANBUL'DA…24 Mayıs 2013
YARIN HAVA YOLLARI GREVİ BAŞLAYACAK...14 Mayıs 2013
HATAY REYHANLI’DA BOMBA YÜKLÜ İKİ ARAÇ PATLADI… 11 Mayıs 2013
23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.22 Nisan 2013
HUGO CHAVEZ HAYATINI...06 Mart 2013
MEVLİT KANDİLİ’NİZ MÜBAREK OLSUN...23 Ocak 2013
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Kutlu Olsun…10 Aralık 2012
1. ULUSLAR ARASI BALKANLAR VE GÖÇ KONGRESİ’NDE 2. GÜN DE TAMAMLANDI...07 Aralık 2012
TÜRK ŞEHİTLİKLERİ DÖRT BİR YANDA20 Kasım 2012
BUGÜN “DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ”…19 Kasım 2012
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`nin 29. yılı Resepsiyonu16 Kasım 2012
Sarıgül, Harvard Üniversitesi'nde Konferans Verdi13 Ekim 2012
DÜBAMDER 1. Genel Kurulunu Yaptı14 Temmuz 2012
Rumeli Balkan Federasyonu, Bulgaristan Adalet Federasyonu İle İşbirliği Protokolü.21 Haziran 2012
Türk vatandaşları 73 ülkeye vizesiz seyahat edebilecek...31 Mayıs 2012
OECD Bakanlar Konseyi`nde Türkiye, 2012 dönem başkanlığını üstlenecek.22 Mayıs 2012
Erdoğan Aksu Takip Etti: Uluslararası Balkan Savaşları Sempozyumu Sona Erdi...14 Mayıs 2012
Anacığım diye namlandırılan ve dahi tüm analar;13 Mayıs 2012
7. Yatırım Danışma Konseyi toplantısı İstanbul'da10 Mayıs 2012
ERDOĞAN AKSU-ESENLER’DE “ESENLER TİME” YAYINDA09 Nisan 2012

KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER