Ana Sayfa > Site Yazarları

NUR GÖRGÜLÜ - esenlertime@hotmail.com
BİRAZDA KEYİFLENELİM
24 Eylül 2017 - 115 okunma

BİRAZDA KEYİFLENELİM


Yazdığım yazılar günlük yaşamımızda bizleri üzen, geleceğe dair korkularımızı yansıtan satırlar oldu, daha da olacak gibi. Keşke kafamızı bu kadar meşgul eden konular mevcut olmasaydı da sanat, spor, kültürel etkinlikleri anlatan yazıları kağıda dökebilseydim. İşte bu düşünceden yol çıkarak bu kez ele aldığım konu kimine ters gelsede, dinen yasaktır düşüncesiyle beni eleştirseler de bazı gerçeklerden kaçamadığımız için varlığını kabul etmek zorunda Kaldığımız MEYHANE Kültüründen bahsedeceğim. Biraz gülümsemek için, biraz bilgilenmek için. Osmanlıdan bu yana varolan meyhaneler. Kimi padişah tarafından kabul görsede, kabul görmeyenlerde olmuştur. Hatta içkinin verdiği mayhoşlukla hayatını kaybedende.
 

Evet içki olunca ister istemez bunu içecek yerlerde mevcut olmuş. Evlerde içilse bile nedense yerinde içmek bir başka olmalı, nitekim benim içinde ayrı bir keyifi vardır.
 

Şimdi biraz meyhane kültürünün geçmişine göz atalım.
 

Türkler İstanbul'u ve Galata'yı aldıkları zaman zaten liman olan bu şehrin meyhaneleri de dünya ölçülerindeydi. 16. Yüzyıl yazarlarından Kastamonu'lu Latifi "Tarifname-i İstanbul" adlı eserinde İstanbul meyhanelerinin özellikle Tahtakale'de toplandığını, Galata'nın ise tamamının meyhane olduğunu işaret eder.
 

Müslüman halk genel olarak içki konusundaki dinsel yasaklara bağlıydı ama, müslüman olmayanların adetlerine karışılmazdı. Galata başta olmak üzere gayrimüslümlerin yoğun olduğu mahallelerde birçok meyhane vardı ve bu meyhanelerin müşterilerinin bir kısmı kaçamak yaparak gelen Müslümanlar oluşturuyordu. Keyif için içilip yenilen yerler olan meyhaneler de bütün işyerleri gibi lonca düzenine bağlıydı.


Anlamaktayız ki şimdinin benzerleri boğaz lokantaları eskiden haliç kıyısında yer alırmış. Ve 17. Yüzyılda rakı hem de misket üzümünden yapılma olarak içilirmiş.
 

İstanbul meyhaneleri bulundukları yerlere, sahiplerine, dükkanın üzerine unvan levhası yerine asılan tahta veya madeni kayık, kule, hançer gibi alameti farikaları, ya da içinde havuz fıskiye bulundurma özelliklerine göre adlandırılırlardı. Söz gelimi: Hançerli, Kürkçü Hanı, Yahudi, Kandilli v.s. Bu alametlerden bazıları Yeniçeri ocaklarının alametleriydi. Bu meyhanelerin akşamcı müşterileri ve semtlerine göre Yeniçeri akşamcıları "Dayı" unvanıyla herkesten daha fazla hürmet görürlerdi. Tersanecilerle topçular Kasımpaşa'dan Fındıklı ve Salıpazarı'na kadar uzanan meyhanelerin müşterileriydi. Kayıkçı, hamal, tellak takımı ve İstanbul'un baldırı çıplak külhanileri bu meyhanelere giremezdi; uğrasalar da meyhane akşamcılarının bulunmadığı zamanlarda ayakta içip giderlerdi. Bu meyhanelere "Gedikli Meyhaneler" denirdi. Abdülaziz döneminin sonlarına doğru bunlara "Selatin Meyhaneler" (adabıyla içilen, düzenli meyhane) denmeye başlandı. Meyhane gedikleri kurulduktan sonra ayak takımının gittiği yerler "Koltuk Meyhanesi" denilen kaçak yerler, gizlice içki satan ara sokak bakkalları ve manavlarıydı. Koltuk meyhanelerinin bir kısmı ise "Kibar koltukları"ydı. Buralara evine içki sokmayan memur ve katip takımı gelirdi.
 

Ayak takımı için küçük "koltuk"lardan başka bir de "Ayaklı Meyhaneler" vardı. Ayaklı meyhaneler seyyar içki satıcılarıydı; çoğunluğu Ermeni'ydi. Bunların dükkanı, tezgahı, fıçısı, ustası, sakisi kendisiydi. Bellerine ucu musluklu, rakı veya şarapla doldurulmuş gayet uzun bir koyun bağırsağı sararlar, sırtlarında bir cüppe, cüppe'nin iç cebinde de bir kadeh olurdu. Omuzlarına da alamet olarak birer peşkir atarlardı. Müşterilerini gördükleri zaman etrafı kollayacak bir bakkal veya manav dükkanına girer, kuşağının arasından kadehi doldurup peşisıra gelen müşterisine vücudunun sıcaklığıyla ısınmış içkiyi sunarlardı. Kadehi bir yudumda yuvarlayan vatandaş bir üzüm tanesini ya da mevsimine göre bir başka meyveyi meze yapardı. Çoğu da elinin tersiyle ağzını silip gider, buna da "yumruk mezesi" denilirdi.
 

Meyhanenin tarihine şöyle bir baktık. Çoookkk eskiye dayandığını öğrendik. Geçmişi bu kadar eskiye dayanan mekanın kendine göre de kuralları, adabı olmalı.

Malumunuzdur ki meyhane denilince içki gelse de aklımıza buraya gitmenin amacı sadece içki içmek değil ast olan muhabbettir. Dostça , içten beraberlik önemlidir burada. Kısacası meyhane kültürü vardır. beşyüz yıla dayanan bir kültür . Burada rütbe, para söz konusu değildir. Meyhaneye gelindiği gibi, dostluğa muhabbete doyarak çıkmaktır önemli olan.

Gidenlere afiyet olsun, muhabbetleri bol olsun...


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


NUR GÖRGÜLÜ Diğer Yazıları

20 Eylül 2017 - AMİNN...
18 Haziran 2017 - DEVLET BABA
06 Haziran 2017 - ZEYTIN İÇİN PROTESTO
02 Haziran 2017 - GÜNEŞİN CEZASI
04 Mayıs 2017 - BAŞARI HİKÂYESİ
02 Mayıs 2017 - SÖZ SİYASETÇİLERİN
20 Nisan 2017 - YILMAK YOK...
30 Mart 2017 - HAK ETMELİ
28 Mart 2017 - KAPANAMAYAN HESAP
17 Mart 2017 - KAYBEDİLEN ÖZGÜRLÜK OLACAK
15 Mart 2017 - ORTALIK TOZ DUMAN…
01 Mart 2017 - EĞER YAŞASAYDILAR
17 Şubat 2017 - YAZININ SİHİRİ
16 Şubat 2017 - GENÇLER…
13 Şubat 2017 - EĞİTİM FELSEFESİ…
09 Şubat 2017 - LİDER…
10 Ocak 2017 - DOST MECLISI KURULDU
22 Aralık 2016 - YENI YIL YENI UMUTLAR, MUTLU YILLAR...
12 Aralık 2016 - VİCDANIM AĞLIYOR…
05 Aralık 2016 - TÜRKİYE'DE KADIN VE ÇOCUK OLMAK
16 Kasım 2016 - HÜZÜN…
22 Ağustos 2016 - ANILARIMIZ
15 Haziran 2016 - ÇABAMIZ MUTLU OLMAK
21 Nisan 2016 - SATIRLAR YETMEZ SANA, İSTANBUL…
12 Nisan 2016 - UMUT DOLU GÜZEL YARINLARA
11 Nisan 2016 - ATIŞ SERBEST
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER