Ana Sayfa > Site Yazarları

HAKKI TAŞDEMİR - esenlertime@hotmail.com
BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (18) KURULUŞ ÖYKÜLERİ
10 Haziran 2019 - 18 okunma

BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (18) KURULUŞ ÖYKÜLERİ
 

Tarih boyunca insanların ilgi odağı olmuş kentler için çeşitli kuruluş efsaneleri üretilmiş ve bahse konu şehirler adeta bu söylencelerle birlikte anılır olmuşlardır. İstanbul da bunlardan biri ve coğrafi konumu itibarı ile doğu ile batı arasında köprü olduğundan her iki medeniyetin de ilgi odağıdır. Bu nedenle de kent hakkında üretilmiş söylenceler emsal şehirlerden çok daha fazladır. Hem doğulular hem de batılılar efsane üretmişlerdir İstanbul hakkında. 

Üretilen söylencelerin nerede ise tümü putperestlik dönemine aittir. İlginç olan yanı da çoğunun tanrıların veya tanrısal güce sahip imparatorların günahkâr aşkları ile ilişkilendirilmiş olmasıdır. Tanrı Zeus ile İo nun aşkı da, Süleyman ile Alina’nın aşkı da günahkâr aşklardır ve her iki aşk da İstanbul’un kuruluşu ile ilişkilendirilmiştir efsanelerde. 

Putperestlik döneminde çıkmış efsanelerde Yahudi geleneği Tevrat dışı kaynakları ayıklamış, Hristiyan geleneği ise efsaneleri kendi inançlarına uyabilecek şekilde düzenlemeye çalışmıştır. Batık Vordonisi adasında olduğu düşünülen manastırın yılda bir kez su yüzüne çıkıp göründüğü, bu manzaranın Bostancı sahilinden izlenebildiği gibi.

İstanbul’un kuruluşuna ideolojik anlamlar yükleme çabası İslam geleneğinde tavan yapmıştır. Konu ile ilgili en geniş bilgiyi Evliya Çelebi’de bulmaktayız. Çelebi’nin verdiği bilgilerde tarihsel bir tutarsızlık derhal göze çarpıyor aynı zamanda kuruluşu İslamlaştırma çabaları da. 

Kentin İslamiyet’in ortaya çıkışından çok daha önceleri kurulmuş olduğunu bildiği için Evliya Çelebi, ilk kuruluşu ve sonradan gelenleri lanetli olarak değerlendirir. Ona göre putperestlik döneminde kurulmuş olan İstanbul kentleri, tanrının lanetine uğramış ve yok olmuşlardır. Süleyman’ın gayri-meşru karısı Alina için yaptırdığı saray da oğullarından Melik Ra’cim in kurup genişlettiği kent te tanrının lanetine uğradıkları için yok olmuşlardır. 
Evliya Çelebi Kentin kurucuları arasında Yanko Bin Medyan adlı birinden söz eder. Batılı kaynaklarda adına rastlamadığımız bu şahıs bir kısraktan doğmuştur ve kısrak sütü ile beslenmiştir. Tabi bu efsane de lanetli son temasına uygun olarak şekillendirilmiştir. 

Kuruluş efsaneleri saymakla bitecek gibi değil. Ancak bir var ki söz etmeden geçemeyeceğim. 

Kartal ve yılan efsanesidir bu. Şehrin kuruluşu esnasında meydana gelen bir olayı anlatmaktadır. 
“Ve bir yılan yuvasından çıkarak sürünmeye başlamıştı ki bir kartal hızla alçaldı, yılanı kapıp havalandı, yılan kartalın gırtlağını sıkmaya başladı. İmparator ve yanındakiler yılanla kartalı seyre koyuldular. Kartal iyice yükseldi, bir an gözden kayboldu, tekrar göründü ve yılanla birlikte onu yakaladığı noktaya düştü. Yılan kartalı yenmişti. İnsanlar koşuştular, yılanı öldürdüler, kartalı kurtardılar. İmparator çok korkmuştu. Bilginleri, âlimleri çağırdı. Olayı anlattı. Onlar düşündüler, tartıştılar ve imparatora şöyle dediler:

Bu şehre yedi tepeli denilecek, yeryüzündeki başka bütün şehirlerden fazla şan ve şöhrete kavuşacak. Ancak iki deniz arasında olduğundan, iki denizin dalgaları onu dövdüğünden bir o yana bir bu yana meyledecek. Kartal Hristiyanlığın, yılan ise Müslümanlığın simgesidir. Mademki yılan kartalı yendi, Müslümanlar Hristiyanları yenecektir. Ama mademki yılanı öldürüp kartalı kurtardılar, sonunda Hristiyanlar Müslümanları mağlup edip Yedi tepeli şehri ele geçirecekler ve ona hükmedeceklerdir.”
Söylenceye göre Büyük Konstantin bu anlatılanlardan çok etkilenmiş tüm bunların yazılmasını istemiştir. Ardından da kentteki mimarları ve ustaları iki gruba ayırıp birine surları ve burçları inşa etme buyruğunu vererek hemen çalışmaya başlamalarını emretmiş diğer gruba ise Roma töresine uygun olarak şehrin sokak ve meydanlarını işaretleme talimatı vermiştir. 

Büyük ölçüde İlyada’dan esinlenilmiş olan söylencenin Türk ve Rus versiyonları mevcut. Söylencenin ilk bölümü yine lanetli kuruluş temasına uygun. Devamında ise Türk versiyonu işi Hz. Muhammed’e ait olduğu iddia edilen fakat varlığı ve doğruluğu kanıtlanamamış “Konstantiniyye elbet bir gün fetholunacaktır… sözleri ile başlayan öngörüsü ile ilişkilendirir burada yılan kötülükleri kartal ise hakkı simgeler. Rus versiyonu ise bazı bağnaz Hristiyanların günümüzde bile kentin bir gün mutlaka Müslüman egemenliğinden kurtulacağı yönündeki inançlarını tazeler. 

Bütün bu efsanelerin hepsinin ortak noktası ise İstanbul’un görkemli bir imparatorluk kenti olduğudur. İmparatorluk başkenti olmak kentin alnına yazılmıştır adeta. Söylencelerin ilk halini bilemediğimiz için günümüze ulaşan hali ile yorum yapmaya kalkarsak tümünün geleceği öngören kahinlerin tornasından geçmiş olduğunu söyleyebiliriz. Daha akılcı bir yaklaşım ise bunların zamanla revize edilmiş olacağı olasılığını düşünmektir. Yolsa kent daha kuruluş aşamasında iken üçü son derece görkemli dört imparatorluğa başkent olacağını ve bu özelliğini yaklaşık 1700 yıl sürdüreceğini öngörebilmek pek olası değil bana kalırsa. ( İstanbul’dan söz eden kitaplar hep 3 imparatorluktan bahsedip Latin imparatorluğunu es geçerler nedense oysa 4. Haçlı seferi sonucunda kenti ele geçiren Katolikler burada bir imparatorluk kurmuşlar ve hükümranlıklarını 57 yıl boyunca sürdürmüşlerdir.) 

İstanbul günümüzde bu özelliğini kaybetmiş olsa bile tarihin önemli bir diliminde gücün simgesi olmuş, kent her daim tanrısal özellikler atfedilen güçlü kişilerce yönetilmiştir. Gücün simgesi olan imparatorlar bu güçlerini son derece görkemli tapınaklar inşa etmişler adeta güçlerini tanrıdan aldıklarını kanıtlamak istemişlerdir. Pagan döneminde yapılmış tapınaklar günümüze ulaşamamış olsa bile varlıklarını bilmekteyiz. Hristiyan egemenliği döneminde bugün ancak harabelerini görebildiğimiz Aya Polieuktos, hepimizin en az bir kez görmüş olduğunu düşündüğüm Aya Sofya, Zeyrekte bulunan Pantokrator külliyesi il ağızda aklıma gelenler. Kentte Müslüman egemenliği başladıktan sonra ise adeta aya Sofya ile yarışan ancak asla onu geçebilmeyi başaramayan Fatih, Süleymaniye ve Sulan Ahmet camileri hep bu düşüncenin bir ürünü. Her biri kentin yüksek noktalarından birinde inşa edilen bu eserler sanırım bu geleneği görebilen birileri tarafından günümüzdeki muktedirin kulağına fısıldanmış olmalı.

Lakin artık imparatorluk devri çoktan sona erdiği için Çamlıca tepesine dikilen cami insanlarda saygı yerine gülme hissi uyandırıyor. Üstelik ruhsuz ve kişiliksiz mimari açıdan hiçbir özelliği olmadığı için olsa gerek İstanbul denilince asla akla gelmeyecek bir hilkat garibesi olarak Çamlıca tepesini işgal etmiş bana göre. 

Kentin tarihten gelen bir özelliği daha var. Şehrin yönetiminden uzaklaşan bir daha kendini toparlayamıyor.

Roma’dan Bizans’a geçiş şehirdeki Greko-Romen kültürün etkisi ile barışçıl bir geçiş oldu belki ama Roma’nın sonu oldu. 2. Mehmet sonrasında Bizans imparatorlarının soyu başka bir devlet kurmayı başaramadı. Latin imparatorluğunun izi bile yok kentte. 8gerçi kente katkı yapmaya değil mevcudu yok etmeye gelmişlerdi.) son olarak Osmanlı. Görüntüde İstanbul’da egemen idi ama gerçekte çoktan bitmiş ve egemenliği tamamen yabancılara kaptırmıştı. Bu gerçek de kulağına fısıldanmış olmalı birilerinin. Kentte kurduğu korku imparatorluğu ile yaratılan yağma ve talan düzeninin yönetim kontrolünden çıktığı anda biteceğini biliyor. İstanbul’un yönetimini kaybetmemek için debelenmesi bundan.

Ama nafile. İstanbul devrini dolduranları affetmiyor. Bu kez de affetmeyecek.


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


HAKKI TAŞDEMİR Diğer Yazıları

18 Haziran 2019 - TRABZON YAZILARIM HAKKINDA
17 Haziran 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (21) PANAİA İSODİON KİLİSESİ
14 Haziran 2019 - BURASI TRABZON (5) HASAN İZZETTİN DİNAMO
13 Haziran 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (20) 2. MEHMET VE İSTANBUL
12 Haziran 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (19) İSTANBUL’UN ADLARI
11 Haziran 2019 - BURASI TRABZON (4) EROL GÜNAYDIN
31 Mayıs 2019 - BU ŞEHR- İSTANBUL Kİ (17) 1964 SÜRGÜNÜ
30 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (16) APOYEVMATİNİ GAZETESİ
29 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (15) ELSA NİEGO CİNAYETİ
27 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (14) AYA TEODOSYA KİLİSESİ
24 Mayıs 2019 - BURASI TRABZON (3) DİMİTRİ PSHASTHAS
23 Mayıs 2019 - BURASI TRABZON (2) ROMEİKA
16 Mayıs 2019 - BURASI TRABZON (1) DUYGU SAĞIROĞLU VE BİTMEYEN YOL
15 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (12) KENTİN KAYIP CEMAATİ KARAMANLILAR
14 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (11 ) ZİLCİYAN AİLESİ
08 Mayıs 2019 - YSK KARARI ÜZERİNE
06 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (10)-PAREGENTAN VE APOKRİES
03 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ (9)-FATİH CAMİİ
02 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ .. (8)
01 Mayıs 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ ...(7)
30 Nisan 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ.(6)
29 Nisan 2019 - BU ŞEHR-İ İSTANBUL Kİ... (5)
21 Mart 2019 - İSTANBUL'UN BANLİYÖ TRENLERİ
02 Mart 2019 - STRUMA, YÜZEN MEZARLIK
07 Şubat 2019 - BAŞAKŞEHİR F.K. TARİHİ
30 Ocak 2019 - ON BEŞLER KATLİAMI (4)
29 Ocak 2019 - ON BEŞLER KATLİAMI (3)
28 Ocak 2019 - ON BEŞLER KATLİAMI (2)
27 Ocak 2019 - ONBEŞLER KATLİAMI (1)
11 Ocak 2019 - ŞİMDİ BAK KOÇUM
10 Ocak 2019 - ÖRGÜTLÜ PERAKENDECİLİĞİN HİKMETİ( !)
02 Ocak 2019 - 2019 a girerken İstanbul (2)
01 Ocak 2019 - 2019 a girerken İstanbul (1)
13 Aralık 2018 - EKONOMİK DURUMUMUZUN GÖSTERGELERİ
06 Aralık 2018 - SARI YELEKLİLER FRANSA HALKIDIR
19 Ekim 2018 - ​BÜYÜKADA YETİMHANESİ
28 Eylül 2018 - BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (4 VE SON)
24 Eylül 2018 - BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (3)
18 Eylül 2018 - BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (2)
16 Eylül 2018 - BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (1)
12 Eylül 2018 - YOAKİMİON KIZ LİSESİ
04 Eylül 2018 - İSTANBUL’A DEĞEN İLK KADIN ELİ: KRALİÇE THEODORA (2)
03 Eylül 2018 - İSTANBUL’A DEĞEN İLK KADIN ELİ : KRALİÇE THEODORA (1)
28 Ağustos 2018 - MEYHANE KÜLTÜRÜ
24 Ağustos 2018 - İSTANBUL’DA F. KÜLTÜRÜ
01 Ağustos 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 10- SOKAK SÜTÇÜLÜĞÜ
31 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 9-SOKAK YOĞURTÇULUĞU
30 Temmuz 2018 - SEVDA TEPESİ, 29 TEMMUZ VE BEN
29 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 8- BİLEYİCİLİK
27 Temmuz 2018 - ​İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 7- HALLAÇLIK
24 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 6- KALAYCILIK
22 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 5- MACUNCULUK
20 Temmuz 2018 - ​FAYTON MESELESİ-2
18 Temmuz 2018 - ​FAYTON MESELESİ-1
16 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 4-PEREMECİLİİK (SANDALCILIK)
14 Temmuz 2018 - CHP
12 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 3-ŞARKI SÖZÜ SATICILARI
10 Temmuz 2018 - SAĞLIKTA ÇAĞ ATLADIK :) (2)
08 Temmuz 2018 - ​SAĞLIKTA ÇAĞ ATLADIK : (1)
06 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 2- BOHÇACILIK
04 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ (1)
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER