Ana Sayfa > Site Yazarları

LÜTFÜ ERSOY - lutfuersoy@hotmail.com
FİLİSTİN VE KUDÜS GERÇEĞİ...
08 Aralık 2017 - 358 okunma

FİLİSTİN VE KUDÜS GERÇEĞİ...

Şuanda yeryüzündeki en büyük acıları kendi toprağında topraksız kalan Filistinliler yaşamaktadır. Biz müslümanlar için Mekke ve Medine dışındaki en kutsal yer olan Küdüs ve çevresinin asıl sahibi iken, şuanda mülteci durumuna düşen Filistinlilerin yaşadığı acılar, hepimizin içini acıtımaktadır her gün. Peki ama Filistin, Osmanlıların egemenli altında eşitliğin, adaletin, barışın hüküm sürdüğü topraklar iken, nasıl bu hale geldi.

Malum tarih boşuna yaşanmış bir deney değildir.Dünü bilmemiz bugünü anlamamıza yarını doğru kurgulamamızı sağlayabilir.. Bulgaristan AB ye girdikten sonra toprak satışlarını yasakladı. Türkiye ise AB, Dünya Bankası, İMF çengelinde sallanırken herşeyini giderek artan bir hızla açık artırmaya bile gerek görmeden kapalı kapılar ardında satıyor. Arada bir millici güçler yargıya gidip bu satışlar için yürütmeyi durdurma ve iptal kararları alsalar da Brüksel ve Vaşington’ a laikler bir verirse biz iki-üç vereceğiz diye iktidara gelen kadrolar her şeyi satıyorlar..Kitler, bankalar,sanayii kuruluşları, sahiller, tarım arazileri, istanbul’un en merkezi bölgeleri, limanlar… Görevlerinin satmak olduğunu açıkca söylüyorlar.. En yetkili ağızdan ‘satmakla mükellefiz’ demiyorlar mı? Satacaklar taki milli güçler Venezuella, Brezilya, Arjantin,Şili, Bolivya gibi iktidarı ele geçirinceye kadar…

Filistin’de Yahudilerin oturduğu ilk yerleşim yeri 1860 ta kuruldu.Filistine Yahudi göçü Rus çarı II.Aleksendr’in öldürülmesi ile hızlandı.RUS Yahudileri Filistin’e göç etti.1890 da Rusya ve diğer bölgelerden gelenlerle beraber Yahudi nüfüs 42.000 e ulaştı.Zor şartlar altında hayatlarını devam ettirmeye alışmış Rus yahudileri Filistin’deki şartlara kolay uyum sağladılar.Yahudi yerleşimlerinin sürekliliğini sağlayan militan ana gövdeyi oluşturdular.1882de ikinci yerleşim bölgelerini kuran yahudiler 30.000 dönümToprak satınaldılar(4)

SABETAY SEVİ;

Osmanlı devletinde Yahudilerin toprak satın alması yasaktı.Ticaret,tefecilik, bankerlik,kuyumculuk ve gümrüklerle ilgili işler yapabiliyorlardı.1882 yılında, Osmanlı Devleti hacılar hariç tüm Yahudilerin Filistin’e girişini yasakladı. Fakat bu önlem Yahudi göçünü durdurmak için yeterli değildi. Kendilerini hacı gibi gösterip giriş yaptıktan sonra kolonileştirme faaliyetlerine devam ettiler ve geri dönüş yapmadılar. 1884 yılına gelindiğinde Dâhiliye Nazırı yeni bir yasa çıkardı. Yasaya göre, hacılar da dâhil olmak üzere vizelerini yetkili Osmanlı şubelerine onaylatmayan Yahudiler, Filistin’e kabul edilmeyecekti. Fakat bu önlem de soruna tam bir çare olmadı. Yahudiler sahte pasaport kullanmak suretiyle bu engeli de aşmayı başardılar. 1887 yılına geldiğimizde Osmanlı Devleti daha ciddi önlemler alma yoluna gitti. Yeni kanunlara göre, Yahudiler Filistin’de sadece bir ay kalabileceklerdi ve Filistin’e girerken depozit olarak büyük bir meblağ ödemek zorundaydılar. Ödemiş oldukları depozit ise Filistin’den çıkarken kendilerine iade edilecekti. Fakat bu önlemlerle de istenen sonuç elde edilemedi. Yahudiler Almanya, Avusturya-Macaristan ve İngiltere gibi ülkelere başvurarak bu ülkelerin vatandaşları haline geliyorlardı. Daha sonra ise Osmanlı Devleti Yahudilerle değil de yabancı ülkelerin vatandaşlarıyla uğraşmak zorunda kalıyordu.Bütün bu yasak ve tedbirleri yahudiler azimle deldiler. Kudüs mutasarrıflarını, kaymakamları,tapu müdürlerini satın aldılar.
Yahudiler satın aldıkları toprakları kendi adamları olan yerli halktan kimselerin üzerine tapu çıkararak alıyorlardı.Tıpkı bugün GAP ta ve diğer bölgelerde yaptıkları gibi. Yahudi göçmenlerin bazı engellere rağmen kolayca toprak satın almaları yahudi milyarderleri ve yahudi dünyasında ilgiyle karşılandı.Yahudi zenginler daha fazla toprak satın alınması için paralar göndermeye başladılar. Fiyatlar yükseldi. Yüksek fiyatları gören arap toprak sahipleri ve şeyhleri hızla toprak satmaya başladılar.Arap toprak sahipler aldıkları parayı yahudilerin açtıkları bar,pavyon gibi eglence yerlerinde yahudi kızları ile yediler.Yahudilerin parası böylece yeniden yahudiye dönüyordu.

İKİNCİ ABDÜLHAMİD;

Siyonist hareket yahudi sayısının ve toprağının artması ile güçlenmeye başladı. Siyonistler bölgede bir Yahudi devleti kurma planlarında Osmanlı İmparatorluğu, Britanya, İmparatorluk Almanyası gibi tüm egemen güçlerle ilişki kurdu ve destek aramaya başladı. 1896 yılında Filistin’i Siyonist harekete bağışlaması yolunda Osmanlı İmparatorluğunu ikna etmeye yönelik bir plan ortaya atıldı. 1854 te Osmanlı Devleti Kırım Harbine girerken ilk dış borcunu alıyordu.Otuz sene içinde Osmanlı Maliyesi borç ve faiz ödemelerine dayanamayarak aynen bugünkü gibi iflas etti. Duyun-Umumiye’yi yani bir çeşit bugünkü İMF yi kabul ederek maliyesini, iktisadi idaresini Avrupalılara teslim etmişti. Teodor Herzl 1896 yılında Osmanlı İstihbaratının Avrupadaki ajanlarından Newlinski ile İstanbula gelerek II.Abdülhamit’le görüştü. Yirmi milyon altın karşılığında Filstin’e yahudi göçünün serbest bırakılmasını yani Filistin’i satınalmak istedi.Abdülhamit şiddetle Teodor Herzl’in teklifini reddetti. Newlinskiy’e Herzl’e iletmesi için şu cevabı verdi: ‘Eğer Bay Herzl senin benim arkadaşım olduğu gibi arkadaşın ise, ona söyle bu meselede ikinci bir adım atmasın.Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne’de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanlarında kalmışlardır. Türk imparatorluğu bana ait değildir, Türk milletinindir. Ben onun hiçbir parçasını vermem. Bırakalım, Museviler milyonlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar, Filistin’i hiç karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilr. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem.’ (5)

TEODER HERZİ;

Herzl Zeki, idealist ve romantikti.İlk başlarda yahudi zenginler onu ciddiye almadı.O Lord Rochildi kurulacak İsrailin Başkanı, Baron de Hirch i ise başbakan yardımcısı olarak görüyordu.Rochild onunla görüşmyi reddetti.Osmanlı demiryolları müteahhidi ve finansörü Hirsch ise onu basit bir teorici,maceraperest olarak gördü.Rochild Hezl’i ancak 1902 de görüşmek üzere kabul edecektir. Buna rağmen Teodor Herzl mücadeleyi bırakmadı. Osmanlının mali kriz içinde olmasını fırsat bilerek Filistin karşılığında mali yönden yardım etmeyi düşündü.Avrupa para piyasasasını elde tutan yahudi bankerlere ve en başta Rochild lere güveniyordu. ‘Yahudi Devleti’ isimli kitabında şunu yazdı : ‘Eğer Sayın Majesteleri bize Filistin’i verirse, biz de karşılık olarak Türkiye maliyesini düzeltiriz’ Herzl daha sonra hem İngiltere’ye hem Osmanlı’ya çalışan çift yönlü ajan macar yahudisi Arminius Vambery’e beşbin altın vererek Sultan Abdülhamit’le bir kere daha görüşebildi. 19 Mayıs 1901 de yapılan bu görüşmede Herzl Türkiye ekonomisini Batının vesayetinden kurtarabileceklerini söyledi. Abdülhamit ondan Osmanlı borçlarının ödenmesi için bir plan hazırlamasını istedi. Herzl bu planı hazırladı ve mektupla Abdülhamit’e bildirdi. Tek şart Yahudilere Filistin’e yerleşme ve özerk idare hakkının tanınmasıydı. Abdülhamit planı reddetti (6)

Weizmann, Siyonist liderlerin aynı zamanda Osmanlı ve Alman İmparatorluklarından koparmaya çalıştıklarını, İngilizlerden koparmayı başarmıştı. 2 Kasım 1917’de ilan edilen Balfour Deklarasyonunda “Majestelerinin hükümeti, Filistin’de Yahudi halkı için bir vatan kurulmasına sıcak bakmakta ve bu amaca ulaşılmasını kolaylaştırmak için her türlü çabayı göstereceklerini belirtmektedir.”(6) Bu deklarasyonun yayınlanmasından kısa süre önce İngiltere güvencesi altında “kendi kaderlerini tayin” vaadine karşılık İngilizlerin kumandasında Osmanlı İmparatorluğuna karşı savaşmayı kabul eden Arap liderlerini de yanına katan Britanya, Osmanlı’nın Ortadoğu’daki topraklarının büyük bölümünü ele geçirdi. 11 Aralık 1917 de de üç dinin kutsal şehri Kudüs düştü.

Bu dönemlerde Siyonist hareket ile Güney Afrika’daki sömürgeciler arasında da gelişkin bir ilişki vardı. Güney Afrika’da büyük bölümü Litvanya’dan gelen geniş bir Yahudi topluluğu vardı. Siyonist liderler siyasi ve mali destek sağlamak için sık sık Güney Afrika’ya gidiyorlardı.Siyasi Siyonizmin kurucusu olan Theodor Herzl Filistinlileri dağıtmayı başarmak için Güney Afrika’da uygulanan yöntemleri kullanmaları gerektiğini savunuyordu.1934’den önce bir grup Güney Afrikalı yatırımcı ile büyük sermaye sahibi Filistin’de toprak alımları yapacak olan Afrika-İsrail Yatırım Ortaklığını kurmuşlardı. (7)

Siyonistler toprak satın almaya devam ettiler..1918 de satın aldıkları tapusu Arapların üstündeki toprak miktarı 418.000 dönüme ulaştı.. En verimli ve sulak arazileri satın alıyorlar; satışa su kaynaklarının da dahil olduğunu tapuya geçirtiyorlardı.Filistin İngilizlerin idaresine geçince Yahudilere arazi satış yasağı kaldırıldı.Toprakların tapusunu artık kendi üzerlerine alabilirlerdi.Satın aldıkları toprak miktarı 1925 te 944.000 dönüme,1927 de1.024.000 dönüme ve 1930 da1.170.000 dönüme çıktı. (8)                                             

Toprak almaya devam ettiler..1920-1936 yılları arasında İngilizler 290.000 yahudinin Filistine göçüne yardımcı oldular.1932 de Hitler’in iktdara gelmesi ile göçler hızlandı.Hitleri iktidar yolunda finanse edenlerle yahudilere toprak satın alınması ve göç için yardım edenler aynı bankerlerdi. Rotchild’ler,Rocfollerler. 1917’de Filistin’de 56.000 Yahudi, 644.000 Filistinli Arap vardı. 1922’de 83.794 Yahudi, 663.000 Arap vardı. 1931’de ise Yahudilerin sayısı 174.616, Araplarınki 750.000 idi. (9)

İngilizlerle Balfour Deklarasyonu ile yapılan ittifak Siyonistlere bölgeyi ele geçirmek için gereken zemini sağladı. Kırsal alanlarda toprakların ele geçirilmesi için büyük çaplı bir Yahudi sermayesi ayrıldı.Yahudi grupların elindeki kent ve kır alanları 1930’da 1.250.000 dönüme ulaştı. Bu tarımsal alanların yaklaşık üçte biriydi. İngiliz emperyalizmi yöredeki Filistin ekonomisinin istikrarını bozmak için gerekli yolları açtı.Manda hükümeti Yahudi sermayesine ayrıcalık tanıyarak Filistin’deki devlet imtiyazının % 90’ını onlara ayırdı. Bu Siyonistlere ekonomik altyapının (yol projeleri, Ölü Deniz’deki maden yatakları, elektrik, limanlar, vb.) denetimini ele geçirme imkanını verdi. 1935’e kadar Siyonistler Filistin’deki toplam 1212 sanayi şirketinin 872’sini ellerine geçirmişlerdi. Siyonistlere ait sanayi ithalatı vergiden muaftı. Arap işgücü aleyhine çıkarılan ayrımcı iş yasaları sonucu Araplar arasında büyük çaplı işsizlik başgösterdi.(10)

İngiliz,Amerikan,Fransız ,Güney Amerikalı yahudi zenginler kesenin ağzını açarak toprak satın almak için özel banka ve konsorsiyumlar kurdular.Bunlardan Siyonist toprak stratejisine en yüksek mâlî destek 1919-1939 yılları arasında ABD’den geldi. Siyonist mâlî kurumlar şebekesinin öncülüğünde Anglo- Palestine Bank oluşturuldu. Siyonist örgüt, 1920’lerde bir emlak bankası, bir çok mahallî halk ve kredi bankaları kurdu. Filistin banka sistemine açıkça Siyonistler hâkim oldular. Siyonist örgüt bir çok bankaya özel görevler verdi. Joint Distribution Committe’nin bankası esnaf ve zanaatkâra krediler açıyor, Central Bank of Cooperative Institutions (Kooperatif Kurumlar Merkez Ban-kası) Siyonist sendika sistemini teşvik ederken, Palestine Mortgage and Credit Bank (Filistin İpotek ve Kredi Bankası) orta sınıftan Yahudiler için konut ve yerleşme yerleri yapımının finansmanını sağlıyordu. Kapitalist göçmenlerin 1933 yılından itibaren bölgeye akın etmesi, banka ve finans sistemini muazzam fonlarla besledi.1919-1929 yılları arasında en az 200 milyon dolar bölgeye akarken 1933-1939 yıllarında bu rakam, 315 milyon dolar gibi muazzam bir meblağa ulaşıyordu.(11)

1936-1939 arası Filistinliler büyük bir başkaldırı ve isyan çıkardılarsa geç kalmışlardı.Güçlenen yahudi toplumu ve organizasyonları ve İngiliz desteği ile yenildiler.Bundan sonra yahudi toplumuna silah akmaya başladı.Filistin köylerine karşı saldırı,baskın ve katliamlarla geri kalan toprağı da ele geçirdiler ve mazlum desteksiz Filistinlileri kendi topraklarından sürdüler..

1967 Arap-İsrail savaşında ağır bir yenilgi alan arap ülkeleri Filistin halkını İsrailin işgali ve zulmüne terkettiler...Bugünde iş işten geçtikten sonra demogojik söylemler ve toplumların gazını almaya yönelik efelenmelerle geçiştirilerek mevcut durum kabüllenilmektedir..!!!

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


LÜTFÜ ERSOY Diğer Yazıları

15 Ocak 2018 - MUHTARLAR DA MECLİSE…
16 Ekim 2017 - TOPLUMSAL YAPI
20 Eylül 2017 - GELDİĞİMİZ NOKTA
17 Mayıs 2017 - HANZO KÜLTÜRÜ ÜZERİNE…
07 Nisan 2017 - KÜRESEL OYNAŞMA...
14 Mart 2017 - “İNSANLARI BİR YALANA İNANDIRMANIN YOLU O YALANI SÜREKLİ TEKRAR ETMEKTEN GEÇER”
24 Ocak 2017 - HAYIRDA HAYIR VARDIR...
12 Ocak 2017 - KENTLEŞME SÜRECİ
23 Aralık 2016 - DEVRİ ERDOĞAN ÖNCESİ VE SONRASI
17 Aralık 2016 - ONYEDİ YİRMİBEŞ...
05 Aralık 2016 - DİKTATÖRYA…
18 Kasım 2016 - TOTALİTARİZM
16 Kasım 2016 - KRAL ÇIPLAK…
14 Kasım 2016 - KÜRESEL ÇÖKÜNTÜ
11 Kasım 2016 - GLOBALİZM DAYATMASI VE KÜRESELLEŞME TÜRKİYE’YE NE SAĞLADI?
07 Kasım 2016 - AVRUPA BİRLİĞİ UYUM SÜRECİNDE BASEL-II KRİTERLERİ VE KOBİLER
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER