Ana Sayfa > Site Yazarları

GÜLTEN DOĞRUYOL İNCESU - gulten-dyol75@hotmail.com
KAĞIT MENDİL
22 Kasım 2017 - 49 okunma

KAĞIT MENDİL

Sicim gibi düşen yağmurdan korunmak için bir arkadaşla bir kafeye girdik. Ben açık bir çay, arkadaş da kahve söyledi, beklerken, gelen sesler ve şen şakrak gürültü başımı yan masaya çevirmeme ve insanlara bakmama neden oldu. Gayet güzel giyimli otuz-kırk yaşlarında dört bayan, neşeli bir şekilde sohbet ediyordu. Arkadaşla ancak onların seslerinin azaldığı anlarda konuşma fırsatı bulabiliyorduk. Daha çok çocuklarını konuşuyorlardı. Annelerden duyabildiğim kadarı ile çocukların her biri yeteneklerinin üst sınırında ve süper akıllı çocuklardı. Derken koşa koşa yanlarına gelen 8-10 yaşlarda dört çocuğun da sesleri de karışınca gürültü hat safhaya çıktı ama işin içinde çocuk olunca ben dahil kimse sesini çıkarmadı.

Çocuklar bahçede kurulu oyun makinelerinde bir şeyler oynuyorlardı. Paraları bitmiş annelerinden yeni para istiyorlardı. Annelerin hiç birinden itiraz gelmeden ve hatta sanki bu durumdan keyif alırcasına eller cüzdanlara gitti. İşte o anda fark ettim ben de. Çocukların bir- iki metre ilerisinde aynı yaşlarda kara bir oğlan elinde satmaya çalıştığı kağıt mendil kutusuyla çocukları izliyordu, gözlerini bile kırpmadan.


Dört çocuk paraları annesinden kaptığı gibi yine makinelere koştular. Bizim kara oğlan da peşlerinden gitti. Oyun oynayan çocukları izliyor merakla. Çocuklar bir şey kazanınca onlarla birlikte o da seviniyor. Yere parası düşen çocuğun parasını alıp sahibine veriyor. Ama çocuklar onu hiç görmüyor. Gördüklerini belli eden en ufak bir davranış sezinlemedim. Çünkü artık ben de gözümü kırpmadan onları izliyordum.


Çocukların oyunları bitene kadar izledi bizim kara oğlan. Sonra çocuklar topluca bir şeyler almaya koşunca, kara oğlan çocukların annesinin olduğu masaya gelip mendil satmak istedi. Ama o da ne? Anneler hiç duymadı, görmedi çocuğu… Konuşmalar aynı şekilde devam ediyordu. Çocuk arada elindeki mendili uzatıyor masaya doğru annelerde çıt yok. Hayır istemiyorum demek yok. Herhangi bir vücut dili yok. Görmezden gelerek doğrudan çocuğa verdikleri mesaj ‘sen yoksun!’du adeta. Çocuk bu mesajı alınca orayı terk edip bizim masaya geldi.


Evet, ben de çocukların bu işte kullanılmasına karşı çıktığım için onlardan alış-veriş yapılmasına taraftar değilim ama o çocuğun hissettiklerini anlayabilecek kadar da yaşam deneyimim var. Çocuğun gördüğümde yaşadığı veya daha öncelerden de kim bilir kaç kez maruz kaldığı ‘sen yoksun’ durumu doğrusu onun kadar benimde canımı yaktı. Sonuç da o daha bir çocuktu…

Arkadaşımdan izin alarak çocuğa ‘isterse masaya oturabileceğini, biraz konuşmak istediğimi söyledim’ Çocuk biraz çekingen ama sanırım biraz da merakla masaya oturdu. Gelen garsonu görünce kaçma gibi bir hareket yaptıysa da hem çocuğu hem de garsonu ufak bir göz ve el hareketleri ile ikna ettim. Önce bir şey yiyip-içmek ister misin diye sordum çocuğa. Ne evet, ne hayır cevabı geldi çocuktan. Ama ben bilemem ki en çok neyi istediğini deyince ben ‘Ben o parayla (makineleri göstererek) oyun oynayabilir miyim’ dedi. Ama açsan önce karnını doyurmak daha doğru dedim. Teyze diye bana hitap edip, ama hiç oynamadım bir kez oynamak istiyorum dedi. Peki öyleyse diye çıkarıp 10 lira verdim. Hadi git oyna dedim. Ama (garsonları göstererek) ağabeyler bana izin vermezler, hemen kovuyorlar dedi. Peki beraber gidelim o zaman dedim ve beraber kalktık. Ne gariptir ki, o ana kadar hiç kimsenin görmediği çocuk birden herkesçe görünür oldu. Kafedekilerin bakışları altında oyun makinesine geçtik. Çocuk jeton aldı makineye attı karşımıza bir araba yarışı çıktı. Çocuk birkaç dakika süren bu yarışı oynarken yüzünü fotoğraflamak istesem de yapamadım. Kıyamadım o mutluğunu kaçırmaya. Ve oyun bitti ama o da ne? Makine Rekor…Rekor…Rekor… diye çıldırıyor adeta… Meğer o makinede oynanan oyunlarda en yüksek puanı almış çocuk. Nasıl mutlu, nasıl mutlu anlatamam. Hani hiç oynamamıştın diye takıldım biraz…Yemin ederek hiç oynamadığını ama çok izlediğini söyledi.

O mutluluğu görünce tekrar oynamak isteyip istemediğini sordum. Yok sağ ol teyze dedi ve elini cebine atarak paranın üstü diye bana parayı uzattı. Baktım yedi lira geri veriyor. Oyun kaç lira dedim üç lira dedi. Peki gel o zaman üstü ile de bir şey içelim dedim. Yok falan dedi. Olur mu? rekorunu kutla bari dedim. Sesini çıkarmadı. Tekrar sorduğumda ne istediğini sıcak çikolata istedi. Sıcak çikolatayı yedikten sonra kalkmak istedi. Tamam şampiyon yolun açık olsun dedim. Utangaç bir gülüşle sağ ol dedi ve o görünmez çocuk dev gibi bir gövde gösterisiyle bahçeden ayrıldı. Kalkarken sandalyeye astığım çantamı açtığımda gördüm ki, üç tane de kağıt mendil atmış çantama.
 

Bu durumda gördüğüm her çocuk için yüreğim yansa da, yan masa kadınlarının o ‘sen yoksun’ tavrı olmasaydı muhtemelen bunları yaşamayacaktım. Ya teşekkür ederim istemiyorum diye içim yana yana gönderecektim çocuğu ya da belki kıyamayıp bir tane mendil alacaktım.
 

Onun ve benim için hoş bir andı… Ama sadece bir (an) dı işte…!


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


GÜLTEN DOĞRUYOL İNCESU Diğer Yazıları

05 Eylül 2017 - MENDİL
15 Nisan 2017 - KANADI KIRIK KELEBEK...
15 Şubat 2017 - ERİK AĞACI ÇİÇEK AÇTI...
20 Ocak 2017 - ARKADAŞ
26 Aralık 2016 - KÖYÜM-BİR TAŞ DUVARLI EV...
15 Aralık 2016 - BOMBA PATLADI, KİM ÖLDÜ?
25 Kasım 2016 - MENDİL GÖRMEK İÇİMDEKİ BİR YARAYI KANATIYOR...
11 Kasım 2016 - SEN KALEMDE USTALIĞIMSIN
07 Kasım 2016 - İSTANBUL
03 Kasım 2016 - YIKILAN KENT
01 Kasım 2016 - UMUDA GÜLMEK
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER