Ana Sayfa > Site Yazarları

HATİCE EROĞLU AKDOĞAN - esenlertime@hotmail.com
KİTAP FUARININ ARDINDAN
03 Aralık 2018 - 33 okunma

KİTAP FUARININ ARDINDAN

37. İstanbul Kitap Fuarı insan sayısı bakımından yoğun geçti. Geçen yıl, yani 2017 yılında fuarı 715 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl katılanların sayısı ise 611 bin. Ulaşımın daha önceki yıllara göre nispeten kolay oluşu yoğunluğu artırıyor. Elbet alıcı ile katılımcı olmak ayrı şeylerdir. Fuara öncelikle satış için giden yayıncılar için makbul olanı satın alan katılımcılardır. Aklı başında, yazmayı kendi kişisel yeteneği ve bunu toplumla paylaşım açısından önde tutan yazarlar için ise okurun ya da fuara gelen katılımcıların kitaba ve yazara yönelik ilgisi önemli olandır.

İlgi duymak illaki bir şeyi satın almakla olmaz. En azından kitap açısından durum böyledir. Az buçuk bilinçle fuara gelen okur, kitabı edinme gücü yoksa bile piyasa dediğimiz alım-satım pazarında yeni ne tür yayınlar çıkmış, çıkan yayınların güncel toplumsal durum ve sorunlarla bir paralelliği var mı, yok mu, ortamdaki baskı yayın içeriklerine nasıl etki etmiştir, hangi yayınevleri fuarda var, bilindik hangi yayınevleri yok, eğer yoksa nedeni nedir, hangi yazarlar, hangi stantta gösterimde, görünmeyenler nerede, yayınevlerinden hangisi ne kadar yer kaplamıştır vs. vs. Bu ve bunun gibi sorularla gelen okurların katılımı, bir kitabı edinmeseler dahi fuardaki gözleme dayalı görüşleriyle ortama bilinçli bir etki kattığı açıktır.

Özellikle kendisi özel bir şirket olan TÜYAP, Türkiye Yayıncılar Birliği’nin işbirliği ile değişik illerde düzenlenen en büyük kitap fuarlarının düzenleyicisi konumundadır. Ve kitap fuarlarının manzarası, bizlere gittikçe kitap ve okur ilişkisinde gelinen noktaya ilişkin önemli düzeyde fikir edinmemizi sağlamaktadır. Hem küçük ve hem de sol eğilimli yayınevleri açısından kitap fuarında gözle görülür bir daralmanın olduğunu son dört beş yıl içinde kolayca fark edebiliyoruz. Yayıncılığı aynı zamanda toplumsal sorumluluğun bir işlevi olarak gören sol görüşlü yayınevleri satış yapmaktan öte salt okurları aradığında kendileriyle yüzleşebilsin; yan yana gelsin istiyorlardı. Son yıllarda ise bu yayınevleri ya bir bir geri çekilmekte ya da metrekare hesabı kiraladıkları alanı küçültmektedirler. Onların bıraktığı boşluğu ise edebiyatı ve yazarı piyasacılığın boyalı malzemesi haline getiren tekelleşmiş yayınevleri doldurmaktadır. Söz konusu yayınevleri önceki yıllarda tek bir salonda yer almışken artık yıllar içinde diğer salonlara da yayılmış haldedir. İstanbul’daki fuarın vazgeçilmez kitapçısı Sol Yayınları, Ankara’dan kalkıp geldiği fuara artık iki yıldır katılmamaktadır. Aynı halde başka yayıncılar da var. Normal olarak stant kirasını ödemekte zorlanan bazı yayıncılar ise daha az kira ödemek için sivil toplum kuruluşları ve sahaflar için tahsis edilen salonda kendilerine ancak küçük bir yer edinebilmektedir.

Genel açıdan durum bu iken, kitaba ve yazara ilişkin olanda ise müthiş bir reklam etkisi yer almaktadır. Kitap, her şeyden önce ayağa geçirilecek spor bir ayakkabı, sırta giyilecek bir gömlek ya da kitaba gönderme yaparak fuar girişine “Klasiklerin modası asla geçmez McChicken!” yazı ve resimli reklam afişi asan McDonald’da yenilecek bir hamburger gibi herhangi bir tüketim nesnesinden görünüşte aynı kılınmaktadır. Kitaba patronluk yapanın işi, onu allayıp pullayarak egemen kültür politikasının kodlarına uygun bir şekilde alıcısının avucuna koymaktır. Evet kitap, yayıncı patron için bir mal ve bu malın da bir alıcısı, yani müşterisi vardır. O yüzden stantlar arasında gezenlere artık genel olarak “okur” değil de daha çok “müşteri” deniyor; mal ve müşteri piyasa ilişkisini bütünleyen iki şey.

Stantlarda kendilerine imza masaları açılan yazarlar ise patron açısından ticari bir mal olarak piyasadaki kitabın satışına etki yapan marka-isimden ibarettir. A kitabının satış varlığı ancak ve ancak A isimli yazarla yan yana getirilerek tamamlar. Hatta ortalıkta ısmarlanmış -piyasa deyimiyle sipariş edilmiş- kitaplar, konular ve yazarlar vardır. Toplumdaki gençlerin, yetişkinlerin genel ruh hali nedir? Onların ruhuna uygun düşen kitaplar hangileri olur? Bu ve benzeri sorulara verilecek cevap piyasada etkili olmak için yol göstericidir. Kitap patronu elindeki sermaye ile kiminle, ne üreteceğini de böylece önceden planlamış olmakta.

Kitaba ilişkin bir “ün”, yazara ilişkin bir “ün” derken gündem ya da ortalık boyalı bir yapaylıkla kaplanıyor. O capcanlı gördüğümüz renklerin ardındaki gerçekler görünmez oluyor. Hâl böyle olunca fuara gelen katılımcıların bir kısmı ya da piyasanın etki ettiği kadarıyla önemli bir kısmı avucunda bir “ün” güzellemesiyle stant stant dolaşıyor. “Ünlü” kitabını, “ünlü” yazarını bulan tüketici “mutluluk” rüzgarını bir nefes de o içine çekip deşarj oluyor. “Ünlü” ile çektirdiği fotoğrafı, aldığı imzayı sosyal medyada paylaştığında mutluluğu biraz daha tavan yapmış olacak. Pazardaki görüntünün cazibesine kapılan başka müşteriler de aynı yolu takip edecekler. Kitabın piyasası ya da piyasanın kitabı süreçten canlı çıkıp kendini yeniden, yeni kodlarla üretmeye devam edecek.

Reklam çemberinin dışında kalmış olan ünsüz yazar ve ünsüz eserler böyle bir ortamdan kendini nasıl kurtarıyor? Elbet çok zorlanıyor. Kitap tekelciliğinin baskısı altındaki yayınevleri dokuz gün kaldıkları İstanbul’daki fuar şirketine borçlarını ödemek için aylarca uğraşmak zorunda kalıyorlar. Piyasalaşmanın kendisi, ilerleme anlamında toplumsal sorumluluğa dayalı anlayışla hareket eden yayıncıları da yazarları da olumsuz etkiliyor. Onlar da okur değil “Bugün müşteri çok az” demeye başlıyorlar. Müşteriyi kaçırmamak adına da pazarlama yöntemleri ufaktan devreye girmeye başlıyor. Şu kadar indirim, olmadı bu kadar indirim derken “Bu kitap şunu anlatıyor, şöyle anlatıyor” diye bir de kitabın konusu, içeriği etkisi üzerinde deşifrasyona da gidiliyor. Bence bu noktada kitaba ilişkin duygular örselenmiş de oluyor. Bir ilkokul çocuğu bile “Kitabın yazarı benim, imzalayabilirim” diyen yazara şöylesine kaşlarını kırarak “Ünlü müsün?” diye soğuk bir yaklaşımla soruyor. Ola ki alacağı kitap buna değmeli.

Kitap ya da kitaplar salt kitap ve okurdan ibaret olabildiğinde fuarı ya da şenliği çok güzel. Ama bu mesele, yani fuar meselesi artık piyasalaşmış kitap ve piyasalaşmış edebiyat ve yazar meselesi olmuştur. Fuar piyasasına katılan yayıncı, giren katılımcı sayısı artabilir. Önemli olan bunun arkasında katılamayanların, katılıp da aradığını bulamayanların meselesine; en önemlisi de edebiyatın ve kültürel değerlerin alınıp satılan meta haline getirilişine bakmaktır.


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


HATİCE EROĞLU AKDOĞAN Diğer Yazıları

03 Aralık 2018 - KİTAP FUARININ ARDINDAN
20 Ekim 2018 - KİTAP NOTUMUZUN PENCERESİNDEN
11 Eylül 2018 - BİR GÜZEL ÇİRKİN KRAL...
24 Temmuz 2018 - YOLA ÇIKTI TÜRKÜLER
25 Nisan 2018 - Köy Enstitüleri: 78 yıl öncesini bugünkü rezaletten dolayı anımsamak...
30 Mart 2018 - MEMLEKETİMİN BAHARI
21 Aralık 2017 - GERİCİLİĞİN ÜRETİCİ GÜÇ KADINLARA ETKİSİ
03 Kasım 2017 - ​İSTANBUL, AH İSTANBUL!
20 Ekim 2017 - Kadına Yönelik Kuşatmanın Günümüzdeki Yöntemi
05 Eylül 2017 - Pardon; vatan, millet sevmek mi dediniz?
30 Haziran 2017 - SEVGİLİ AĞAÇ
27 Şubat 2017 - ATANAMAYAN ÖĞRETMENLİKTEN AÇIĞA ALINAN ÖĞRETMENLİĞE
21 Aralık 2016 - BİR BAŞKA FİDEL ÖYKÜSÜ
03 Kasım 2016 - HABERLER PAZARDAN AKTARDAN...
13 Ekim 2016 - İLERLEYEN ADIMLARLA BÜYÜYEN ANLAMLI BİR HAYAT
11 Ekim 2016 - KAVGAMIZIN CEVAHİRİ
16 Eylül 2016 - ASLI HAPİS ÜLKE...
04 Eylül 2016 - HAYALETE NÖBET
28 Mart 2016 - GÜL AĞLADI UTANCINDAN...
28 Şubat 2016 - BETONİSTANBUL
26 Şubat 2016 - GÖK MAVİSİ BİR TÜRKÜ...
29 Ocak 2016 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
11 Ocak 2016 - KARADENİZ'İN YOLLARI ZATEN YEŞİL...
24 Kasım 2015 - GÜNLER, KADIN İÇİN ÇOK TEHLİKELİ...
31 Ekim 2015 - KÖYLERİMİZDEN MEGAKÖYLERE SOSYAL İLİŞKİLERİMİZ
07 Ekim 2015 - UTANAN İNSANLIKSA ZALİMLERE NE OLUYOR?
07 Ekim 2015 - Magna Carta’dan Bugüne
13 Eylül 2015 - SIBYAN MEKTEBİ...
18 Haziran 2015 - VAH KUZEY ORMANLARI...
31 Mayıs 2015 - GEZİ’NİN AĞACINA
21 Nisan 2015 - ERMENİ YANIMIZI YÜZ YILDIR KINIYORUZ
09 Nisan 2015 - EĞER YAŞAMAK DİRENMEKSE…
14 Mart 2015 - BAŞUCU KİTABIMIZ OLARAK YAŞAR KEMAL
30 Ocak 2015 - SIRRI ÖZTÜRK'Ü UĞURLARKEN...
20 Ocak 2015 - AÇIK MEKTUP: YÜZ YILLIK YARAMIZIN ACISIYLA HRANT’IN DÜŞTÜĞÜ YERDE…
11 Aralık 2014 - OSMANLICA YA DA DEDELERİMİZİN MEZAR TAŞI
13 Kasım 2014 - KİTAP...KİTAP...
30 Ekim 2014 - “Kaybedilmiş Mücadele Terkedilmiş Olandır”...
21 Ekim 2014 - EĞİTİMDE SONUÇ; SONUNCULUK...
16 Eylül 2014 - FESTVALİN MUNZUR OLANI
29 Haziran 2014 - KUZEY ORMANLARI KIYIMINDA TAŞERON İŞÇİLİK...
28 Mayıs 2014 - HAKSIZLIKLARA İSYANIN SOKAKTA ŞEKİLLENEN İÇERİĞİ...
27 Nisan 2014 - “Zulmün zorbalığın hesabıdır bu”
13 Nisan 2014 - Afişler AKP’nin Kirini Örtmeye Yetmiyor...
05 Mart 2014 - EVLERE BONCUK İŞİ…
21 Ocak 2014 - GEÇMİŞTEN GELEN ACI GERÇEK: “ÇOCUK GELİNLER”
11 Ocak 2014 - AYRI DÜNYALARIN AYRI BASINI
25 Aralık 2013 - SU İÇİN MÜCADELE EMEĞİN MÜCADELESİNİN GÜNDEMİDİR...
19 Aralık 2013 - HER YER TECRİT ALTINDA
09 Aralık 2013 - Eğitim Uluslararası Düzeyde de Yaya Kalmaya Mahkum...
22 Kasım 2013 - KADINA YÖNELİK SİSTEMATİK ŞİDDET
21 Kasım 2013 - ORGANİZE ŞİDDET DÜZENİNE KURBAN VERİLEN KADINLAR
15 Kasım 2013 - EV KADINA ŞİDDETİNDE YUVASI
13 Kasım 2013 - KADININ SAÇ TELLERİ ÜZERİNDE İKTİDAR VE BASKI OYUNLARI…
06 Kasım 2013 - KADININ AÇIK BAŞLA GEZME ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR?
13 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
05 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
30 Ocak 2004 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER