Ana Sayfa > Site Yazarları

HATİCE EROĞLU AKDOĞAN - esenlertime@hotmail.com
KİTAP NOTUMUZUN PENCERESİNDEN
20 Ekim 2018 - 203 okunma

KİTAP NOTUMUZUN PENCERESİNDEN

Yeni zamanlar, eski zamanların birikim ve olanaklarını aşamayınca; hatta eskinin sermayesini yiyip bitirdikçe, söze daha çok “eskiden öyle miydi” gibisinden yaklaşmayı sürdüreceğiz demektir. Malum, siyasal gericilik eğitimden kültüre, hukuktan ekonomiye, sağlıktan gündelik yaşam ilişkilerine değin her alanda sağladığımız kazanımları, olumlu değerleri kemirip yok ediyor. Okumuş ve okuyan insanı sevmediklerini de açıkça beyan ediyorlar. Okul ve okullaşma bol ama cahillik ve sağduyudan yoksunluk da o denli gelişkin. Eğitim sisteminin ayarlarıyla o denli oynandı ki tünelin bir başından giren çocuk, öbür baştan büyüyüp çıktığında, gelişmişliğin yönüne bakan değil de önünü göremeyen, kafası bulanık bir hal almış oluyor.

Denildiği gibi eski zamanların gölgesini dahi yiyip bitirmiş yeni zamanlara açıklık getirmek için çoğunlukla eskiden örnekleme yapmaktayız. Aslında bu bizim ne denli bir gerilemenin içinde olduğumuzun da kendisinden başka bir şey değil! Eskiye bir yönüyle bir bakalım: Eskiden iyi kötü apartman ya da gecekondu; evlerin oturma odalarında kitaplıklar vardı. Kimi dolap, kimi raf, kimi dekoratif bir divana monte edilmiş kitaplıklar; ya da masada, sehpada üst üste yığılmış kitaplar. Hiç raf, masa filan yoksa karton bir kutuda divanın altına sürülen kitaplar… Eğitimli meslekler edinmiş kişilerin daha büyük ve kapsamlı dermeleri olurdu. Kitaplar yanında, dergiler, gazeteler, broşürler, görsel yanı ağır basan başka materyaller…

Kitap, gelişmenin, dünyaya gelişmişliğin penceresinden bakmanın, mevcut duruma ayak uydurmanın bir aracıydı. Öğrenci, öğretmen, memur, işçi, esnaf da bunun bilincinde olarak kitap ediniyor, her evde kitap da böylece bulunmuş oluyordu. Ön teker nereye giderse arka teker de oraya. İşçinin, memurun evinde kitap olur da yönünü şehirlerdeki gelişmelere çevirmiş olan köylünün evinde kitap olmaz mı? Olur elbet! Köylerdeki evlerde de kitaplar vardı. Okuma artıyor, okullaşma artıyor ve eğitim anlayışının gidişatına paralel olarak kitap okuma alışkanlığı da bunun bir ürünü olarak ortaya çıkıyordu. 12 Eylül Cuntası yok-yoksul evlerinden çıkan kitaplardan bu yüzden suç üretmeye çalıştı.

Seyircilerin evinde 24 saat makyajlı ve topuklu ayakkabılarla dolaşılmıyor

Yeni zamanlar yani günümüz, bizde, siyasal ve sosyal gericiliğin ipleri ele geçirdiği bir zaman. Emperyalist tüketim kültüründe insanları ekran başında hayattan kopuk dizilere kilitleme, uyuşturma alışkanlığı var. Dizilerde geçen ev mekanları burjuvaların ve yağmacıların yaşantısı açısından gerçek. Ancak ekran başındaki yığınların evlerinin, yaşadıkları çevrenin ekrandakiyle ilgisi yok. Seyircilerin evinde 24 saat makyajlı ve topuklu ayakkabılarla dolaşılmıyor. Zaten önemli olan da o evin, senin yaşadığın ev olup olmaması değil! Onun sana ya model olması ya da hayatında ulaşamayacağın bir şeyi izleye izleye uyuşturup gerçeklikten kopartmış bulunması. Dizi evlerindeki dekorlar da izleyiciler üzerinde müthiş etkili! Hemen söyleyelim o evlerin döşemesinde hiç kitaplık yok. Çünkü siyasal gericilik ve emperyalizm kitabı değil koltuğu, perdeyi, halıyı, yatak çarşafını, pırlantayı, porselen takımı diziler aracılığıyla pazarlıyor. Ardından gerçek hayata dönen izleyiciler evlerinden sağlam koltukları, tüplü televizyonları, el dokuması halıları, markası ekranda yer bulamamış kabı kacağı çıkarıyor sırayla elden çatıyor. Bırakalım kitaplıkları, ders kitapları bile bu durumda evde yük. Ah bir okul tatili gelse de şunu ya çatı arasına, ya bodruma ya da çöpe atsak diye çırpınmalar. Gösteri dünyasında olmayanlar ruhlarda sıkıntı yaratıyor.

Lafın gelişi her zaman olduğu gibi ektiğimizi biçiyoruz. Elbette kitapsız ya da az kitaplı kalmamızın tek nedeni bu değil. Teknolojik gelişmeler sonucu kitaptan alınacak kimi verimleri başka yollarla da halledebiliyoruz. Ama hayatın gelişmişliği bir bütün! Günümüze ait bir kitabı okumak nasıl ki kil tablet ya da parşömen üzerine yazılı bir metni okumamızı dışlamıyorsa, teknolojinin gelişmiş olanakları da kitabı bir kenara koymayı getirmiyor. Bir madde daha gelişmiş bir maddenin alternatifi olabilse de onu dışlamayı gerektirmez. Televizyon, sinema ve tiyatroyu dışlamadığı gibi tablet ya da cep telefonları da kitaba yaklaşımı dışlamaz. Eğer bunun aksi söz konusuysa orada bir sakatlık ve çürüme söz konusu demektir.

Nitekim yeni yapılan bir araştırma bizde kitap edimi konusundaki geriliği de ortaya çıkardı. Çürümenin kokusunu bir yerden daha aldık. En gerideymişiz. Avusturalya Ulusal Üniversitesi ile ABD Nevada Üniversitesi’nin bu alanda yaptığı araştırma şu süreçte Social Science Research dergisinde yayınlanmış durumda. 31 ülkede 25-65 yaş arasındaki kişilere 16 yaşındayken evlerinde kaç kitap olduğu sorulmuş. Zira gençlikte sahip olunan kitapların kişinin akademik başarı ve okuma yazma kapasitesini önemli ölçüde etkileyen bir faktörmüş.

Araştırmada Estonyalılar söz konusu yaşta evlerinde ortalama 218 kitap bulundurmakla birinci, 212 kitapla Norveç ikinci, 210 kitapla İsveç üçüncü. Türkiye ise 27 kitapla sonuncu. Evlerimizin %60’ında 5 kitap, %21’inde 20 kitap, %13’ünde 65 kitap, %1’inde 350 kitap bulunmaktaymış.

Ev bazlı kitap ölçütünün resmi devlet açısından da hiç iç açıcı olmadığını biliyoruz. İran’da 6000 civarında bulunan halk kütüphane sayısı ülkemizde 1150 dolayındadır. Bundan 10-15 yıl önce 1400 olan halk kütüphanesi sayısı tıpkı evlerden ortadan kaldırılan kitaplıklar gibi bir anlayış ve akıbeti paylaşmıştır. Bilgisizliğimiz ve cahilliğimiz yine yönetim anlayışımızla doğru orantılı. Eskiye, geçmişe ya da kaybettiğimize bakarak sıradaki derecimizi de şimdiden tahmin edebiliriz.

 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


HATİCE EROĞLU AKDOĞAN Diğer Yazıları

11 Eylül 2018 - BİR GÜZEL ÇİRKİN KRAL...
24 Temmuz 2018 - YOLA ÇIKTI TÜRKÜLER
25 Nisan 2018 - Köy Enstitüleri: 78 yıl öncesini bugünkü rezaletten dolayı anımsamak...
30 Mart 2018 - MEMLEKETİMİN BAHARI
21 Aralık 2017 - GERİCİLİĞİN ÜRETİCİ GÜÇ KADINLARA ETKİSİ
03 Kasım 2017 - ​İSTANBUL, AH İSTANBUL!
20 Ekim 2017 - Kadına Yönelik Kuşatmanın Günümüzdeki Yöntemi
05 Eylül 2017 - Pardon; vatan, millet sevmek mi dediniz?
30 Haziran 2017 - SEVGİLİ AĞAÇ
27 Şubat 2017 - ATANAMAYAN ÖĞRETMENLİKTEN AÇIĞA ALINAN ÖĞRETMENLİĞE
21 Aralık 2016 - BİR BAŞKA FİDEL ÖYKÜSÜ
03 Kasım 2016 - HABERLER PAZARDAN AKTARDAN...
13 Ekim 2016 - İLERLEYEN ADIMLARLA BÜYÜYEN ANLAMLI BİR HAYAT
11 Ekim 2016 - KAVGAMIZIN CEVAHİRİ
16 Eylül 2016 - ASLI HAPİS ÜLKE...
04 Eylül 2016 - HAYALETE NÖBET
28 Mart 2016 - GÜL AĞLADI UTANCINDAN...
28 Şubat 2016 - BETONİSTANBUL
26 Şubat 2016 - GÖK MAVİSİ BİR TÜRKÜ...
29 Ocak 2016 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
11 Ocak 2016 - KARADENİZ'İN YOLLARI ZATEN YEŞİL...
24 Kasım 2015 - GÜNLER, KADIN İÇİN ÇOK TEHLİKELİ...
31 Ekim 2015 - KÖYLERİMİZDEN MEGAKÖYLERE SOSYAL İLİŞKİLERİMİZ
07 Ekim 2015 - UTANAN İNSANLIKSA ZALİMLERE NE OLUYOR?
07 Ekim 2015 - Magna Carta’dan Bugüne
13 Eylül 2015 - SIBYAN MEKTEBİ...
18 Haziran 2015 - VAH KUZEY ORMANLARI...
31 Mayıs 2015 - GEZİ’NİN AĞACINA
21 Nisan 2015 - ERMENİ YANIMIZI YÜZ YILDIR KINIYORUZ
09 Nisan 2015 - EĞER YAŞAMAK DİRENMEKSE…
14 Mart 2015 - BAŞUCU KİTABIMIZ OLARAK YAŞAR KEMAL
30 Ocak 2015 - SIRRI ÖZTÜRK'Ü UĞURLARKEN...
20 Ocak 2015 - AÇIK MEKTUP: YÜZ YILLIK YARAMIZIN ACISIYLA HRANT’IN DÜŞTÜĞÜ YERDE…
11 Aralık 2014 - OSMANLICA YA DA DEDELERİMİZİN MEZAR TAŞI
13 Kasım 2014 - KİTAP...KİTAP...
30 Ekim 2014 - “Kaybedilmiş Mücadele Terkedilmiş Olandır”...
21 Ekim 2014 - EĞİTİMDE SONUÇ; SONUNCULUK...
16 Eylül 2014 - FESTVALİN MUNZUR OLANI
29 Haziran 2014 - KUZEY ORMANLARI KIYIMINDA TAŞERON İŞÇİLİK...
28 Mayıs 2014 - HAKSIZLIKLARA İSYANIN SOKAKTA ŞEKİLLENEN İÇERİĞİ...
27 Nisan 2014 - “Zulmün zorbalığın hesabıdır bu”
13 Nisan 2014 - Afişler AKP’nin Kirini Örtmeye Yetmiyor...
05 Mart 2014 - EVLERE BONCUK İŞİ…
21 Ocak 2014 - GEÇMİŞTEN GELEN ACI GERÇEK: “ÇOCUK GELİNLER”
11 Ocak 2014 - AYRI DÜNYALARIN AYRI BASINI
25 Aralık 2013 - SU İÇİN MÜCADELE EMEĞİN MÜCADELESİNİN GÜNDEMİDİR...
19 Aralık 2013 - HER YER TECRİT ALTINDA
09 Aralık 2013 - Eğitim Uluslararası Düzeyde de Yaya Kalmaya Mahkum...
22 Kasım 2013 - KADINA YÖNELİK SİSTEMATİK ŞİDDET
21 Kasım 2013 - ORGANİZE ŞİDDET DÜZENİNE KURBAN VERİLEN KADINLAR
15 Kasım 2013 - EV KADINA ŞİDDETİNDE YUVASI
13 Kasım 2013 - KADININ SAÇ TELLERİ ÜZERİNDE İKTİDAR VE BASKI OYUNLARI…
06 Kasım 2013 - KADININ AÇIK BAŞLA GEZME ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR?
13 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
05 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
30 Ocak 2004 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER