Ana Sayfa > Site Yazarları

HATİCE EROĞLU AKDOĞAN - esenlertime@hotmail.com
KİTAP PİYASASI
17 Şubat 2019 - 161 okunma

KİTAP PİYASASI

Piyasa derken neyi kast ettiğimiz malumdur; basit olarak alınır-satılır şeyler ortamı. Sermayenin döngüsünün en önemli durağı piyasa dediğimiz o arenadır. Çarkı bir çevirirsiniz döner dolaşır, çevirdiğiniz noktaya geri erişir. Döndükten sonra geldiği nokta hiza olarak aynı nokta olsa da sermaye aynı sermaye değildir; ayakta kalması ve yükselmesi için artması gerekir. Özel mülkiyet düzeninin kuralı böyledir. Elbet piyasada alınan satılan şeyler derken aklımıza hemen yediğimiz-içtiğimiz, giydiklerimiz, evde eşya olarak kullandıklarımız vs. gelir. Oysa bu klasik tüketim, alım-satım dönemi kendini çoktan aştı. Pazara sürülen, pazarlanan şeyler illa ki elle tutulur gözle görünür şeyler olmayabiliyor. Manevi dünyamıza ait neler var neler yoksa hepsi sermayenin pazarlama politikalarıyla manipüle edilebiliyor. Sanat ve edebiyat ürünlerine yaklaşım da maalesef bu politikaların başında gelmektedir.

Buna göre sanatın ve edebiyatın da iyiden iyiye bir piyasası oluşmuştur. Salt ülkemizde değil dünyada da böyledir. CIA’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hem Amerika hem Avrupa’da kültür, sanat ve edebiyatın emek eksenli yönsemesine karşı el altından, bol para harcayarak yürüttüğü kampanyaları hatırlayalım. CIA, edebiyat, kültür ve sanat alanında ön planda olan toplumcu bakış açısını etkisizleştirmek için çalışmalar yapmıştı.

Dünyadaki ’68 başkaldırısından sonraki süreçte edebiyat alanında piyasacı düzenin reklamcı yüzü iyiden iyiye görünmeye başlamıştı. ABD’de, İngiltere’de, Fransa’da ya da başka başka ülkelerde bir best-seller bakış açısı aldı yürüdü. Emperyalizmin anayurtları, işbirlikçi taşra burjuvalarının örnek rol ve modeller aldığı yerlerdir de. Bizim ülkemizde de öyle oldu. Tarihsel açıdan önemli eşik olan 12 Eylül’den sonra bizde de bir best-seller aşağı, best-seller yukarı ölçüsü gezinmeye başladı. Gazetelerin magazin sayfalarında aylık best-seller trendini okumaya başladık. Bizim de vitrin önü, reklam kuşağı geçirilmiş best-sellerimiz çıktı. “Ünlü yazar”lık da buna paralel bir eklenti olarak alıp kendini götürüyordu.

Kod:1881

Edebiyat eserleri ya da değişik kategorilerde kitaplar yer yer değerlendirmeye de tabi olabilir. Kimi eleştirmenler bir kitabı çeşitli yöntemler kullanarak bunu yaparlar. Kimi durumlarda değerlendirmeler de bir ödül mekanizması içinde yapılır. Yazanı yeni çalışmalar için özendirme, cesaretlendirme; başkalarının görmekte zorlanacağı yapıtı topluma tanıtma/sunma gibi bir hal de alabilir. Piyasa edebiyatı ya da edebiyatın piyasası kendi içinde bir ahlakı olan bu kuralı da para hırsına kurban etmiştir. Ödül kurullarının oluşumu ve oluşan ödül kurullarının nesnel olma niteliği kaybolmuş; piyasaya sürülen bireyci ama kaotik; toplumcu değer anlayışına ters hatta onu örseleyen yenidünya düzeni denilen savaş, yıkım, açlık, işsizlik ve göç düzeninin ideolojisine uygun bir araç gibi işlemeye başlamıştır. Bir ödül jürisinde olan birinin, birkaç jüride olması; yapıtların okunmaması, jüridekilerin oy verdikleri her kitap için her ne hikmetse aynı görüşte olmaları sorununu bile bir yana bırakılım, şu an edebiyatın piyasasının atları Üsküdar’ı geçti bile… Yani işler bu alanda da çarkla yapılıyor.

Gelinen nokta bir yayınevinin hızını alamayıp “Mustafa Kemal” kitabının 1881 adedini özel bir baskıyla 2500 liraya satışıdır. Edebiyat piyasası gerçekten araba, beyaz eşya, giysi piyasasından farkı değildir. Çünkü o bir kere piyasada alınır-satılır kıvama sokulmuştur. Yeni yetme ya da adı bilinmeyen yazarlar istediği kadar yazın yaşamını sürdürmek, okur bulmak için çırpınsın dursun, belirli yayınevleri, belirli anlayış ve kalıplarla çektikleri yazarlarla suyun başını çoktan tutmuştur. Eğilimleriniz, hayranlık duygularınız reklamıyla paketlenmiş olarak size yabancılaşan başka bir şey olarak elinize geri gelmiştir. McDonald’s kitap fuarının girişine afişte o şişkin görünen hamburgerin yanına “Klasiklerin Modası Asla Geçmez” demiyor muydu? Sizin klasik eser anlayışınızı, size başka türden yabancılaştırıyordu. 1881 adet koduyla “Mustafa Kemal” kitabı da buna benzer bir durum oluşturuyor. Yarın bir boyutuyla bir başkası benzer yöntemlerle anlamları olan başka tarihleri de sömürü aracı haline getirir mi getirir.

İsteyen almasın”mış! Mesele bu değil ki. Her zaman her koşulda ‘isteyen alır, isteyen almaz’ gibi bir durum zaten vardır. Söz konusu olan insanların safça eğilimlerini pazar tezgâhınızda nasıl da vitrin süsleme aracı yaptığınız, duyguların, bilincin piyasanın pis koku saçan çarkı içinde nasıl eğip, büktüğünüzdür.

Pazarlamanın kokusu da çabuk yayılır. Madem kurulmuş bir piyasa var. Satıcının biri malını tutup böyle pazarladı ve birkaç saat içinde acayip para da kazandı. Elbet o piyasa bir dahaki sefere önceki piyasa gibi olmayacak. Yayıncı patronlardan biri pastadan o şekilde iyi bir dilim kopardıysa diğeri de aynısını koparıp yemek için yeni yollar arayacaktır. Kıran kırana atılan çalımlar sanat olarak edebiyatı biraz daha yerin dibine sokacak; sahicilik, samimiyet biraz daha yara alacak, çürüme bir yerden bir yere de sıçramaya devam edecektir.

Siz, ya da kitabı satın alanlar emin olun Mustafa Kemal’in doğduğu 1881 yılı o satış işlemi sürecinde onların umurunda bile olmamıştır. Hatta bence o tarihin rakam olarak daha büyük olmamasına üzülmüşlerdir. Birkaç saate 2500 kitap satıldığına göre, bir günde satacakları ne çok kitap olabileceğini düşünerek yeni planlar kurmaya koyulmuşlardır. Çünkü siz, biz, onlar, bunlar okur değil öncelikle müşteriyizdir. Müşteriyi bir malı almaya ikna etmenin kapitalist ilişkilerde bir sürü yöntemi vardır. Siz bu yöntemlerden birine kandınız. Siz Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum tarihi düşüncesiyle sayıya itibar ettiniz, onlar ise bir çamaşır makinesi ya da buzdolabı satmış gibi ceplerini şişirip mutlu oldular. Yüreğinizden bir şeyler koptuğunu anlamak için belki zamana ihtiyacınız var. Geçmiş olsun elbet!


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


HATİCE EROĞLU AKDOĞAN Diğer Yazıları

03 Aralık 2018 - KİTAP FUARININ ARDINDAN
03 Aralık 2018 - KİTAP FUARININ ARDINDAN
20 Ekim 2018 - KİTAP NOTUMUZUN PENCERESİNDEN
11 Eylül 2018 - BİR GÜZEL ÇİRKİN KRAL...
24 Temmuz 2018 - YOLA ÇIKTI TÜRKÜLER
25 Nisan 2018 - Köy Enstitüleri: 78 yıl öncesini bugünkü rezaletten dolayı anımsamak...
30 Mart 2018 - MEMLEKETİMİN BAHARI
21 Aralık 2017 - GERİCİLİĞİN ÜRETİCİ GÜÇ KADINLARA ETKİSİ
03 Kasım 2017 - ​İSTANBUL, AH İSTANBUL!
20 Ekim 2017 - Kadına Yönelik Kuşatmanın Günümüzdeki Yöntemi
05 Eylül 2017 - Pardon; vatan, millet sevmek mi dediniz?
30 Haziran 2017 - SEVGİLİ AĞAÇ
27 Şubat 2017 - ATANAMAYAN ÖĞRETMENLİKTEN AÇIĞA ALINAN ÖĞRETMENLİĞE
21 Aralık 2016 - BİR BAŞKA FİDEL ÖYKÜSÜ
03 Kasım 2016 - HABERLER PAZARDAN AKTARDAN...
13 Ekim 2016 - İLERLEYEN ADIMLARLA BÜYÜYEN ANLAMLI BİR HAYAT
11 Ekim 2016 - KAVGAMIZIN CEVAHİRİ
16 Eylül 2016 - ASLI HAPİS ÜLKE...
04 Eylül 2016 - HAYALETE NÖBET
28 Mart 2016 - GÜL AĞLADI UTANCINDAN...
28 Şubat 2016 - BETONİSTANBUL
26 Şubat 2016 - GÖK MAVİSİ BİR TÜRKÜ...
29 Ocak 2016 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
11 Ocak 2016 - KARADENİZ'İN YOLLARI ZATEN YEŞİL...
24 Kasım 2015 - GÜNLER, KADIN İÇİN ÇOK TEHLİKELİ...
31 Ekim 2015 - KÖYLERİMİZDEN MEGAKÖYLERE SOSYAL İLİŞKİLERİMİZ
07 Ekim 2015 - UTANAN İNSANLIKSA ZALİMLERE NE OLUYOR?
07 Ekim 2015 - Magna Carta’dan Bugüne
13 Eylül 2015 - SIBYAN MEKTEBİ...
18 Haziran 2015 - VAH KUZEY ORMANLARI...
31 Mayıs 2015 - GEZİ’NİN AĞACINA
21 Nisan 2015 - ERMENİ YANIMIZI YÜZ YILDIR KINIYORUZ
09 Nisan 2015 - EĞER YAŞAMAK DİRENMEKSE…
14 Mart 2015 - BAŞUCU KİTABIMIZ OLARAK YAŞAR KEMAL
30 Ocak 2015 - SIRRI ÖZTÜRK'Ü UĞURLARKEN...
20 Ocak 2015 - AÇIK MEKTUP: YÜZ YILLIK YARAMIZIN ACISIYLA HRANT’IN DÜŞTÜĞÜ YERDE…
11 Aralık 2014 - OSMANLICA YA DA DEDELERİMİZİN MEZAR TAŞI
13 Kasım 2014 - KİTAP...KİTAP...
30 Ekim 2014 - “Kaybedilmiş Mücadele Terkedilmiş Olandır”...
21 Ekim 2014 - EĞİTİMDE SONUÇ; SONUNCULUK...
16 Eylül 2014 - FESTVALİN MUNZUR OLANI
29 Haziran 2014 - KUZEY ORMANLARI KIYIMINDA TAŞERON İŞÇİLİK...
28 Mayıs 2014 - HAKSIZLIKLARA İSYANIN SOKAKTA ŞEKİLLENEN İÇERİĞİ...
27 Nisan 2014 - “Zulmün zorbalığın hesabıdır bu”
13 Nisan 2014 - Afişler AKP’nin Kirini Örtmeye Yetmiyor...
05 Mart 2014 - EVLERE BONCUK İŞİ…
21 Ocak 2014 - GEÇMİŞTEN GELEN ACI GERÇEK: “ÇOCUK GELİNLER”
11 Ocak 2014 - AYRI DÜNYALARIN AYRI BASINI
25 Aralık 2013 - SU İÇİN MÜCADELE EMEĞİN MÜCADELESİNİN GÜNDEMİDİR...
19 Aralık 2013 - HER YER TECRİT ALTINDA
09 Aralık 2013 - Eğitim Uluslararası Düzeyde de Yaya Kalmaya Mahkum...
22 Kasım 2013 - KADINA YÖNELİK SİSTEMATİK ŞİDDET
21 Kasım 2013 - ORGANİZE ŞİDDET DÜZENİNE KURBAN VERİLEN KADINLAR
15 Kasım 2013 - EV KADINA ŞİDDETİNDE YUVASI
13 Kasım 2013 - KADININ SAÇ TELLERİ ÜZERİNDE İKTİDAR VE BASKI OYUNLARI…
06 Kasım 2013 - KADININ AÇIK BAŞLA GEZME ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR?
13 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
05 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
30 Ocak 2004 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER