Ana Sayfa > Site Yazarları

HATİCE EROĞLU AKDOĞAN - esenlertime@hotmail.com
MEMLEKETİMİN BAHARI
30 Mart 2018 - 74 okunma

MEMLEKETİMİN BAHARI

Her şey ne kadar da hızlı bir değişim ve dönüşüm içinde değil mi? Ne baharlar eski bahar, ne de kışımız eski kış… En önemlisi de mevsimlerdeki değişikliklerle birlikte doğanın bitki çeşidinin de değişmesi ya da azalması söz konusudur.


Hangi zaman diliminde olursak olalım her birimizin hayatında, çocukluğundan kattığı izler önemli yer tutar. Mesela benim çağda olanların yaşadığı iklimle günümüzdeki mevsimsel iklimlerin farklığı gibi. Şimdi kim der ki Arguvan’da aralık ayından mart ortasına kadar kar ortadan kalkmıyor. Köylerden Arguvan merkeze boyumuza ulaşan karları aşa aşa nasıl da okula ulaşıyorduk öyle… Şimdi gerçekler daha başka. Küresel ısınma ve insan eliyle suyun akışının gemlenmesi yani barajlar iklimin değişmesi üzerinde çok etkili.

Elbette ki geçmişe kestirme bir dille “mazi” diyoruz. Ancak bu söz, geçmişe ilişkin muhabbetimiz önünde bir engel değil ki. Şahsen ben çocukluğumun baharını coşkuyla anımsıyorum. Belki de insana bu coşkuyu veren şey toprağın kendisinde olan kubarmadan ileri gelen bir şeydi.
Gündüzleri kısa, geceleri uzun kışları geçirmek hiç kolay değildi. Onca çocuk soba yanan bir oda içinde üstelik yetişkinleri ürkütmeden; ses etmeden, oynayıp zıplamadan günün geçmesini beklemek zordu. Sanırım atamadığımız onca enerji içimizde gelişen birçok yetimizin de körelip kalmasına neden olmuştur diye de düşünüyorum.

Kar yağar, ortalık çılgın bir beyaza bürünürdü.  Ertesi gün karın üstüne yine kar yağardı. Adam boyu karda kaymak için yer bulmak çok zordu. Evlerde fi tarihinden beri aktarıla gelen beştaş gibi pasif nitelikli çocuk oyunları oynardık. Kışyarı olduğunda karanlıkta kapımıza gelip, kışyarı toplayan lenger şapkalı, sakallı ve göbekli palyaçoları bekler ve bunların oyuncu olduğunu bile bile de korkardık. Şubat geldiğinde Hızır’ı beklerdik. Apak, olan ortalığı bir de Hızır ağartırdı. Ortada bir “cemre” hikayesi dolaşırdı. Yetişkinler bu konuyla ilgili çok emin konuşurlardı ama ben cemrenin nasıl bir şey olduğunu tasavvur bile edemezdim. Cemre havada, suda, toprakta… Şimdi çok değişik aylarda doğuran inekler olduğunu duyuyorum. Oysa eskiden inekler ve koyunların doğum ayı vardı. Şubat sonu geldi mi inekler, koyun ve keçiler yavaş yavaş doğururdu. Mart çıktığında istisnalar dışında hayvanların doğum işi biterdi. Buna kuzlama dendiğini de çoğunuz bilirsiniz.

Mart ayı kışın beyaz örtüsünün yırtılıp atılmasında bir dönüm noktasıydı. Hele 21 Mart güneşin kış yanının, bahar ve yaza döndüğü bir tarihti. Küçük çaplı cem yapıldığı olurdu. Benim için o gün helva dağıtılacağı için önemliydi. Hz. Ali’nin doğuşuna ve Sultan Nevruz’da cem’le musahip olanların hatırına helva dağıtılması şekere aç bünyemizin bayramı olurdu. Biz bir lokmacık tatlıyla bayram ederken, doğa da kendi bayramına hazırlanmış olurdu. Güneş yeter ki çıksın, ısı yeter ki birkaç derece yükselsin! Ortalıkta sular seller gider, kar hızla erirdi. Karın kalktığı yamaçlardan çiçekler çıkardı. İlk ökse çiçeğiyle buluşurduk. “Öksüz” çiçeği de der, “anne babası yok onun” derlerdi. Beyaz, narin bir dalı olan boynu bükük bir çiçekti. Ökse çiçeği çıktıktan sonra artık baharı kimse tutamazdı. Şairin dediği gibi “delikanlı bir bahar”dı gelen. Ardından navruzlar çıkardı. Kıvrım kıvrım dalları, mor ve sarı çizgileri ile nazik bahar çiçeği. Navruzu her şeyiyle yerdik. Koca bir kış göğerti görmeden içeride tıkalı kalmışız ya baharla birlikte yenilmesi gereken otların yolunu gözlerdik.

Sırada çiğdem ve çalık ulurdu. Çiğdem bildiğiniz gibi soğanlı bir çiçekti. Karların hepten olmasa da güneş alan yerlerde erimesiyle birlikte sürüsünü yamaçlara çıkaran çobanlar elinde sapları saç örgüsü yapılmış çiğdemlerle dönerdi. Köyün gençleri gruplar halinde çiğdem ve çalık toplamaya giderdi. Çalık en fazla bir karış boyunda düz yeşil yapraklı bir ottu. Asıl lezzetli kısmı, toprağın altında kalan beyazımsı çıtır kısmıydı. Nergiz çiçekleri de baharın ilk çiçekleri gibi narindi. Onu navruz gibi yemez, bardağa süs olarak koyardık.


Tarlalar yeşillendiğinde belki de bütün kış boyu meyvesini besleyen gosguç ve hergülük çiğdemden sonra yediğimiz ilk kök yumru bitkisi olurdu. Gosguç  ve hergülük diğerlerinin aksine tarlada, yumuşak toprakta olurdu. Aynı süreçte ekin tarlalarında lale ve sümbüller açardı. Kadınlar evde yemeğe katmak için tarlalara dedeotu, horozkuyruğu, acıgıcı  vs.gibi cacık olacak otlara çıkardı.
Bahar toprağın açıp gülen yüzüydü. El uzatıyor, elini alır gibi her şeyini alıyorduk. Mayıs ayı geldiğinde yüksek dağlardan ışkın ve kenger sökün ederdi. Keskin sıcakların arifesinde bahar bir nevi cennetimizdi.

Zaten ozanımızda öyle söylemiş: “Çukurova bayramlığını giyerken/Çıplaklığın üzerinden soyarken/Şubat ayı kış yelini kovarken/Cennet dense sana yakışır dağlar”

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


HATİCE EROĞLU AKDOĞAN Diğer Yazıları

21 Aralık 2017 - GERİCİLİĞİN ÜRETİCİ GÜÇ KADINLARA ETKİSİ
03 Kasım 2017 - ​İSTANBUL, AH İSTANBUL!
20 Ekim 2017 - Kadına Yönelik Kuşatmanın Günümüzdeki Yöntemi
05 Eylül 2017 - Pardon; vatan, millet sevmek mi dediniz?
30 Haziran 2017 - SEVGİLİ AĞAÇ
27 Şubat 2017 - ATANAMAYAN ÖĞRETMENLİKTEN AÇIĞA ALINAN ÖĞRETMENLİĞE
21 Aralık 2016 - BİR BAŞKA FİDEL ÖYKÜSÜ
03 Kasım 2016 - HABERLER PAZARDAN AKTARDAN...
13 Ekim 2016 - İLERLEYEN ADIMLARLA BÜYÜYEN ANLAMLI BİR HAYAT
11 Ekim 2016 - KAVGAMIZIN CEVAHİRİ
16 Eylül 2016 - ASLI HAPİS ÜLKE...
04 Eylül 2016 - HAYALETE NÖBET
28 Mart 2016 - GÜL AĞLADI UTANCINDAN...
28 Şubat 2016 - BETONİSTANBUL
26 Şubat 2016 - GÖK MAVİSİ BİR TÜRKÜ...
29 Ocak 2016 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
11 Ocak 2016 - KARADENİZ'İN YOLLARI ZATEN YEŞİL...
24 Kasım 2015 - GÜNLER, KADIN İÇİN ÇOK TEHLİKELİ...
31 Ekim 2015 - KÖYLERİMİZDEN MEGAKÖYLERE SOSYAL İLİŞKİLERİMİZ
07 Ekim 2015 - UTANAN İNSANLIKSA ZALİMLERE NE OLUYOR?
07 Ekim 2015 - Magna Carta’dan Bugüne
13 Eylül 2015 - SIBYAN MEKTEBİ...
18 Haziran 2015 - VAH KUZEY ORMANLARI...
31 Mayıs 2015 - GEZİ’NİN AĞACINA
21 Nisan 2015 - ERMENİ YANIMIZI YÜZ YILDIR KINIYORUZ
09 Nisan 2015 - EĞER YAŞAMAK DİRENMEKSE…
14 Mart 2015 - BAŞUCU KİTABIMIZ OLARAK YAŞAR KEMAL
30 Ocak 2015 - SIRRI ÖZTÜRK'Ü UĞURLARKEN...
20 Ocak 2015 - AÇIK MEKTUP: YÜZ YILLIK YARAMIZIN ACISIYLA HRANT’IN DÜŞTÜĞÜ YERDE…
11 Aralık 2014 - OSMANLICA YA DA DEDELERİMİZİN MEZAR TAŞI
13 Kasım 2014 - KİTAP...KİTAP...
30 Ekim 2014 - “Kaybedilmiş Mücadele Terkedilmiş Olandır”...
21 Ekim 2014 - EĞİTİMDE SONUÇ; SONUNCULUK...
16 Eylül 2014 - FESTVALİN MUNZUR OLANI
29 Haziran 2014 - KUZEY ORMANLARI KIYIMINDA TAŞERON İŞÇİLİK...
28 Mayıs 2014 - HAKSIZLIKLARA İSYANIN SOKAKTA ŞEKİLLENEN İÇERİĞİ...
27 Nisan 2014 - “Zulmün zorbalığın hesabıdır bu”
13 Nisan 2014 - Afişler AKP’nin Kirini Örtmeye Yetmiyor...
05 Mart 2014 - EVLERE BONCUK İŞİ…
21 Ocak 2014 - GEÇMİŞTEN GELEN ACI GERÇEK: “ÇOCUK GELİNLER”
11 Ocak 2014 - AYRI DÜNYALARIN AYRI BASINI
25 Aralık 2013 - SU İÇİN MÜCADELE EMEĞİN MÜCADELESİNİN GÜNDEMİDİR...
19 Aralık 2013 - HER YER TECRİT ALTINDA
09 Aralık 2013 - Eğitim Uluslararası Düzeyde de Yaya Kalmaya Mahkum...
22 Kasım 2013 - KADINA YÖNELİK SİSTEMATİK ŞİDDET
21 Kasım 2013 - ORGANİZE ŞİDDET DÜZENİNE KURBAN VERİLEN KADINLAR
15 Kasım 2013 - EV KADINA ŞİDDETİNDE YUVASI
13 Kasım 2013 - KADININ SAÇ TELLERİ ÜZERİNDE İKTİDAR VE BASKI OYUNLARI…
06 Kasım 2013 - KADININ AÇIK BAŞLA GEZME ÖZGÜRLÜĞÜ NEREYE KADAR?
13 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
05 Şubat 2004 - YENİ BİR KİTAP: 'Karadeniz Soldan Dalgalanır… Her Eylül’de...'
30 Ocak 2004 - ADALET; SARAYA KAYITLIYDI MORGDA GÖRÜLDÜ
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER