Ana Sayfa > Site Yazarları

YUNUS TÜRKÖLMEZ - yunisturkolmez@gmail.com
ÖLÜLERİMİZİ YAKACAĞIZ, YARALILARIMIZI TEDAVİ EDECEĞİZ” 1*
29 Temmuz 2018 - 279 okunma

ÖLÜLERİMİZİ YAKACAĞIZ, YARALILARIMIZI TEDAVİ EDECEĞİZ” 1*
 
Tarih 1 Kasım 1755 ve o gün bir dini bayram kutlanacaktır. Portekiz Kralı 1. Joseph’de sabah erkenden kalkarak, kiliseye gider ve yapılan dini törene katılır. Ardından da kızının bayramı sahil kenarında geçirmek istemesi üzerine ailesiyle birlikte ülkesinin en güzel sahil kentlerinden birisi ve sayfiye yeri olan Cascais’e geçer. Az sonra olacaklardan hiç kimsenin haberi yoktur.
 
Saat 9.40’ta öylesine büyük bir deprem meydana gelir ki, bu o güne kadar tarihin bize bildirdiği yıkıcı etkisi ve şiddeti en büyük depremlerden birisidir. Uzmanların tahminlerine göre depremin şiddeti en az 8,5 - 9 ölçeğinde olmalıydı.
 
Biliyorum çoğunuzun aklına hemen 14 Eylül 1509 tarihinde gece yarısı İstanbul’da meydana gelen ve “Kıyamet-i Suğra diye adlandırılan deprem gelecektir ama bu yine de daha büyük ve yıkıcı bir etki yapmıştır. (1)
 
Deprem Lizbon’daki binaların neredeyse  %85’ini yıkmış ve kalanların büyük çoğunluğunu da yangın tehdit etmeye başlamıştı. Bu da yetmezmiş gibi hemen ardından meydana gelen çok büyük bir tsunami dalgası şehri nerdeyse tamamen yerle bir etmişti.
 
Depremin merkez üssü Atlas Okyanusu’dur ama en büyük yıkımı Lizbon’da yapmıştır(2). O tarihlerde yaklaşık 275.000 kişinin yaşadığı kentte deprem anında yaklaşık 30.000,  ardından meydana gelen yangın ve tsunami nedeniyle de yaklaşık bir 30.000 kişinin daha, yani toplamda 60.000 kişinin öldüğü söylenmektedir.
 
Kimi tarihçiler bu rakamları çok daha yüksek tutarak ölü sayısının 100.000’i, yaralı sayısının da yine yüz bini aştığını söylemektedirler. (Biz en alt sınırı veri olarak aldık bu yazımıza) Lizbon bundan önce 1531 yılında da büyük ve yıkıcı bir deprem yaşamıştı ama bu onunla veya dünyadaki bilinen örnekleriyle kıyaslanır gibi değildi.
 
“Depremin meydana geldiği gün Katolikler için kutsal olan Azizler günüdür ve çok sayıda insan depreme kiliselerde yakalanmıştır. Kutsal bir gün olması nedeniyle deprem gününde bütün mumlar yakılı durumdadır ve kiliseler çiçeklerle ve kolay tutuşabilecek dekorasyonlarla süslenmiştir. Deprem mumların devrilerek bu süslemelerin alev almasına neden olmuş ve çıkan yangın depremden sonraki 5 gün boyunca da devam etmiştir.”
 
Yangınlar ve tsunami nedeniyle, neredeyse tüm önemli kiliseler yıkılmış, Vasco da Gama’nın keşif kayıtları’da dahil 70.000 kitaplık Kraliyet Kütüphanesi yok olmuş, siyasi kriz baş göstermiş, Portekiz ekonomisi çökmüş, kısaca ülke birkaç saniye içinde her anlamda yerle bir olmuştu.
 
Depremde yaşananları en çarpıcı şekilde ortaya koyan belgelerden birisi de, o sırada Lizbon'da bulunan bir İngiliz tüccarın kaleme aldığı mektur.
 
"Önce yer altından korkunç bir ses geldi" diye anlatmaya başlıyor tüccar. Ardından içinde bulunduğu bina yıkılıyor. Enkaz altından çıktığında ise "Sokaklarda ölen ya da ölmekte olan kimseyi çiğnemeden yürümek imkansızdı" diyor.
Sonra tsunami geliyor. "Bir anda müthiş bir su kitlesi karşımızda belirdi, bir dağ gibi yükseliyordu. Köpürerek, kükreyerek sahile öyle bir şiddetle vurdu ki, can havliyle koşabileceğimiz kadar hızlı koşmamıza rağmen, pek çokları suya kapılıp gitti. Bu büyük ve görkemli şehir şimdi sadece koca bir enkaz yığını."
 
Deprem ülkenin başkentini, imparatorluk olarak gücünü sarsmakla kalmıyor, Avrupa'da ticareti, siyaseti dahası düşünüşü de etkiliyordu. Deprem hem inanç anlamında, hem düşünce anlamında ve elbette ki fiziksel anlamda taşların yerinden oynamasına yol açmış, modern sismolojinin ve deprem mühendisliğinin doğmasına yol açmıştı.
 
Bu şiddetli deprem nedeni ile korkuya kapılan kral bir daha herhangi bir bina içerisinde yaşamayı reddetmiş ve kraliyet ailesi Lizbon dışına kurulan büyük bir çadır kompleksine yerleşmiştir. Kral ölümüne dek bu çadırda yaşamıştır.(3)
---------------------------------
 
 (1)- Deprem 13 Eylül’ü 14 Eylül Cuma gününe bağlayan gece meydana gelmiş ve bilinen İstanbul depremleri içinde şiddeti / yıkıcı etkisi en büyüğü olarak bilinmektedir. Halkın “Küçük Kıyamet” diye adlandırdığı bu depremde yaklaşık 109 cami ve 1070 evin tamamen yıkıldığı, neredeyse kentte yıkılmayan minare kalmadığı söylenmektedir.
                                                                                    
Öyle ki Fatih Camii neredeyse tamamen yıkılmış, Topkapı Sarayında önemli hasarlar oluşmuş, Padişah 2. Bayezid’in yatak odası da göçmüştür. Sadece Veziriazam Mustafa Paşanın konağının çökmesi sonucu enkaz altında kalarak 300 kişi ölmüştür.
                                                                               
 Kaynaklarda o tarihte İstanbul nüfusunun yaklaşık 160.000, depremde ölen sayısının ise 5.000 civarında olduğu belirtilmektedir. Depremin artçı sarsıntıları ise yaklaşık 45 gün devam etmiştir.
 
(2)- Jeologlar, Büyük Lizbon Depremi’nin merkez üssünün Atlas Okyanusu'nda Cabo de São Vicente'den 200 km batısında  ve 9 Richter ölçeğinde olduğunu tahmin etmektedirler.
 
(3)- İlginç bir benzerlik ise yine 1509 İstanbul depremiyle ilgilidir. O depremde de Padişah 2.Bayezid depremin yarattığı korku ile on gün kadar Topkapı Sarayı bahçesine kurulan bir çadırda yaşadıktan sonra, şehri terk ederek Edirne’ye gitmişti.                                                                   
 
Bir süre sonra Edirne'de de deprem olunca Mimar Hayreddin, 15 gün içinde padişah için Edirne'de ahşap bir ev yapar ve padişah, bu ahşap evde kalmaya başlar. Padişah uzun bir süre daha Edirne’de kalır.
 
Yine bazı kaynaklar; İstanbul’da 1894 yılında meydana gelen büyük bir depremden sonra Sultan İkinci Abdülhamid’in aşırı korku ve heyecana kapıldığını, bu yüzden de Dolmabahçe Sarayı'nın avlusuna iki ahşap köşk yaptırdığını, uzun bir süre "Hareket Köşkleri" adı verilen bu binalarda kaldığını yazar.
 
* Bu sözün kimi kaynaklarda “ÖLÜLERİMİZİ GÖMECEĞİZ, YARALILARIMIZI TEDAVİ EDECEĞİZ” şeklinde olduğu yazılsa da aslının “YAKACAĞIZ” şeklinde olduğu çok açıktır. Yaşanan duruma bakınca bunun da sebebinin; “o kadar çok ölümüz var ki, hepsini defin için kaybedecek onca zamanımız yok.
Beklemeleri salgın hastalıklarla bizi daha da büyük kayıplara götürebilir, o nedenle biran önce hem bu tehlikeden kurtulmak, hem de yaralılarımızla ilgilenebilmek için onları yakacağız”  olduğu söylenmektedir.
 
Üç bölüm olarak planladığım yazının birinci bölümüdür. İkinci bölümde depremin dini, siyasi, edebiyat ve sanat çevrelerinde yarattığı etki ve tartışmaları ele almaya çalışacağız. Üçüncü ve son bölümünde ise depremden çıkış yolları ve ülkenin yeniden imarı, siyasi düzeninin nasıl sağlandığına değineceğiz.
 
**Yazıyı hazırlarken pek çok internet sitesinden faydalandığımızı ,buralardan elde ettiğimiz bilgileri bir süzgeçten geçirerek ve özetleyerek birleştirdiğimizi hemen söyleyeyim. Ancak yine de bunlardan belli başlı birkaç tanesinin bağlantı adresini sizlerle paylaşmak istiyorum.                       

http://tespitmeclisi.com/2017/06/24/1755-lizbon-depremi/   http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2005/11/051101_portugal_quake.shtml 
https://oggito.com/depreme-karsi-idam-01201723636 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


YUNUS TÜRKÖLMEZ Diğer Yazıları

29 Mayıs 2018 - SEMAVİ EYİCE BENİM HOCAMDI...
18 Mayıs 2018 - LİZBON MÜZELERİNİ VE TARİHİ ANITLARINI GEZMEYE DEVAM
11 Mayıs 2018 - LİZBON'DA SOKAKLAR, APARTMANLAR, MÜZELER VE ARENA…
07 Mayıs 2018 - KAHVE TADINDA TARİH VE SİYASET PORTEKİZ LİZBON’DA…
24 Nisan 2018 - SORUMLULUK
04 Eylül 2016 - "KULELİ VAKASI" 13 EYLÜL 1859
18 Mayıs 2016 - DEVRİMCİ BELEDİYECİLİK VE FATSA ÖRNEĞİ 3
10 Mayıs 2016 - DEVRİMCİ BELEDİYECİLİK VE FATSA ÖRNEĞİ 2
07 Mayıs 2016 - DEVRİMCİ BELEDİYECİLİK VE FATSA ÖRNEĞİ 1*
02 Mayıs 2016 - "TARİH YAZIMI VE TARİHÇİ İLİŞKİSİ"
19 Ocak 2016 - UNUTULMUŞ BİR KÜLTÜR VARLIĞI; ESEDERESİ CAMİİ...
29 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ 6 (SON)
21 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ-5-
14 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ- 4
02 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ- 3
30 Mart 2015 - POSTANE İŞGALLERİ (2)
24 Mart 2015 - POSTANE İŞGALLERİ...
26 Şubat 2015 - SADECE "ALDIRMA GÖNÜL" DEMEMİŞ...
06 Şubat 2015 - SARAY’IN MALİYETİ’Nİ BİLMEYEN MALİYE BAKANI (!)
27 Aralık 2014 - RÜŞVET VE YOLSUZLUK GELENEĞİ BİR OSMANLI MİRASI MI?
18 Aralık 2014 - DOĞU - BATI AYRILIĞI "SKİZMA"
23 Eylül 2014 - “BİR’E ÇEYREK KALA KASTAMONU”
15 Eylül 2014 - HAMASİ NUTUKLAR MI GERÇEKÇİ YOKSA BU RAKAMLAR MI?
22 Mayıs 2014 - “KAYIRMA VE YAĞMA SİSTEMİ”
01 Nisan 2014 - İSTEKLİ OLMAK VE BAŞARMAK
15 Mart 2014 - CHP BAŞAKŞEHİR’DE İKTİDARA KOŞUYOR
07 Mart 2014 - TELEFONUN ÜLKEMİZE GİRİŞ ÖYKÜSÜ VE İLK İMTİYAZ...
01 Mart 2014 - OSMANLI DÖNEMİNE AİT BİR ÖZELLEŞTİRME DENEYİMİ-POSTA TEŞKİLATININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ
05 Şubat 2014 - TALİMATLI SORUŞTURMALAR
22 Ocak 2014 - HAŞGEŞ YA DA HAŞHAŞİN TARİKATI
16 Ocak 2014 - ZAMANLAMALAR MANİDAR
13 Ocak 2014 - BÜROKRASİ YOZLAŞIRSA.
10 Ocak 2014 - ARADA BİR...
07 Ocak 2014 - KARABORSACI BİR TACİRE BİR FİSKE
23 Aralık 2013 - HALK VE KAMUOYU YOLSUZLUKLARDA DUYARLI OLURSA
19 Aralık 2013 - ULUSLARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ: ILO
12 Aralık 2013 - SOĞUK HAVA, BUZ VE İSTANBUL BOĞAZI
29 Kasım 2013 - DERSANELERİN GEREKLİLİĞİ YA DA GEREKSİZLİĞİ
25 Kasım 2013 - SARIGÜL’ÜN ESENLER ZİYARETİ VE ZABITA ENGELİ
15 Kasım 2013 - İKİ PTT MEMURUNUN HAZİN HİKÂYESİ.
04 Kasım 2013 - KANUNİ NE ZAMAN YAŞADI?
04 Ekim 2013 - KESİNTİLİ YA DA JOPLU EĞİTİM
16 Temmuz 2013 - GEZİ DİRENİŞİNDEN YANSIMALAR
03 Temmuz 2013 - MEDİPOL MEGA HASTANELER KOMPLEKSİ ÇİLESİ
07 Mayıs 2013 - İKTİDAR BASKISI VE YEREL YÖNETİMLER...
09 Nisan 2013 - PTT ÇALIŞANLARININ MÜCADELE TARİHİNDEN-2-
28 Mart 2013 - PTT’DE GREV...
28 Şubat 2013 - 28 ŞUBAT VE SİVİL SİYASET
15 Şubat 2013 - YOKSULLUĞU KULLAN İKTİDAR OL, YOKSULLUĞU YÖNET İKTİDAR KAL
21 Ocak 2013 - “İTHAL İŞÇİYE İŞ, BİZİM İŞÇİYE DAYAK”
17 Ocak 2013 - MEHMET EMİN RAUF PAŞA VE KALLAVİ SİYASETİ
01 Ocak 2013 - ALDATMAK YA DA KANDIRMAK 2
11 Aralık 2012 - OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA YABANCI POSTALAR VE ÜLKEYE ZARARLARI
29 Kasım 2012 - OSMANLI DÖNEMİNE AİT BİR ÖZELLEŞTİRME DENEYİMİ
26 Kasım 2012 - ALDATMAK YA DA KANDIRMAK 1
19 Eylül 2012 - KUSURSUZ SORUMLULUK YA DA İSTİFA SORUMLULUĞU
28 Temmuz 2012 - "ÖNCELİĞİMİZ YOKSULLUĞU PAYLAŞMAK OLMAYACAK”
11 Temmuz 2012 - RANT İÇİN DEĞİL HİZMET İÇİN YEREL YÖNETİM. YEREL YÖNETİMLERDE YENİDEN DÜZENLEME 2
02 Temmuz 2012 - SURİYE’YE YUKARIDAN BAKMAK 2
07 Haziran 2012 - YEREL YÖNETİMLER "YENİDEN DÜZENLEME ÇALIŞMALARI" - 1
02 Haziran 2012 - SURİYE'YE YUKARIDAN BAKMAK-1
18 Mayıs 2012 - TARİH TEKERRÜR EDER Mİ?
02 Mayıs 2012 - YEREL YÖNETİM TARİHİNDEN BAZI NOTLAR 3
23 Nisan 2012 - YEREL YÖNETİMLER TARİHİNDEN BAZI NOTLAR–2
21 Nisan 2012 - KORKULAR UÇURUMU
14 Nisan 2012 - YEREL YÖNETİMLER TARİHİNDEN BAZI NOTLAR 1
13 Nisan 2012 - 28 ŞUBAT VE SİVİL SİYASET
10 Nisan 2012 - YOKSULLUĞU YÖNETMEK BAŞARI MIDIR?
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER